
Elif ALACA
Filistin, Bosna, Çeçenistan gibi Müslüman ülkelerdekilere benzer, hatta daha da şiddetli zulümler, pek çok Müslüman toplumda yaşanmıştır. Tarih boyunca inkar içindeki idareciler ya da toplulukların ileri gelenleri Allah’ın peygamberlerine, elçilerine ve onlarla birlikte olan müminlere acımasız baskılar uygulamış, işkenceler yapmış, yurtlarından sürmüş ve türlü tuzaklar kurarak yollarından engellemeye çalışmışlardır. Bu konuda tarihteki en önemli örnek Firavun'dur. Firavun Mısır’da muhteşem bir zenginlik içinde yaşarken, o dönemin Müslümanları olan İsrailoğulları’na şiddetli işkenceler yapmış, baskı ve zulüm uygulamıştır:
Sizi, dayanılmaz işkencelere uğrattıklarında, Firavun ailesinin elinden kurtardığımızı hatırlayın. Onlar, kadınlarınızı diri bırakıp, erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir imtihan vardı. (Bakara Suresi, 49)
Bakara Suresi’ndeki bu ayet çok önemli bir sır içerir. Firavun'un uyguladığı zulmün iman edenler için Allah'tan bir imtihan vesilesi olduğu sırrını... Geçmişte ve halen günümüzde tüm dünyada eziyet gören Müslümanlar Allah’ın imtihanına tabidirler. Dünya üzerinde var oluş amacı Rabb’inin hoşnutluğunu kazanmak olan, sonsuz yaşamında en güzel barınma yurdu cenneti kazanmayı dileyen ve bu yönde ciddi çaba gösteren bir mümin için tüm bu sınamalar ecir vesilesidir. Bu ‘göz açıp kapama süresi’ kadar kısa dünya hayatında, zorluk zamanlarında müminlerin gösterdikleri sabır ve tevekküllerinin, Allah katında çok üstün bir karşılığı olacaktır. Geçmişte de birçok mümin topluluğun aynı sıkıntıları yaşamış olması, müminler için bir ölçüdür, Allah’ın sünnetidir.
Yoksa sizden önce gelip-geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle bir yoksulluk, öyle dayanılmaz bir zorluk çattı ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda elçi, beraberindeki mü'minlerle; "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyordu. Dikkat edin. Şüphesiz Allah'ın yardımı pek yakındır. (Bakara Suresi, 214)
Zorlu dönemlerde iman edenler büyük imtihanlar yaşamışlar, ancak her zaman Allah’ın yardımı onlarla olmuştur. Dahası, ayetteki gibi o yardım her zaman çok yakın olmuştur.
Yeryüzüne Salih Kullar Mirasçı Olacaktır
Kuran'da İslam ahlakının dünyaya hakim olacağına işaret eden pek çok ayet vardır. Kuran ahlakına sahip samimi müminlerin güç ve iktidar sahibi kılınmalarıyla ilgili ayetlerden bazıları:
Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. (Nur Suresi, 55)
Allah, yazmıştır: "Andolsun, ben galip geleceğim ve elçilerim de." Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır. (Mücadele Suresi, 21)
Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, kendi nurunu tamamlayıcıdır; kafirler hoş görmese bile. Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile. (Saf Suresi, 8-9)
Allah'ı birleyerek, şirk bulaştırmaksızın, katıksızca iman edenlerin yeryüzüne mirasçı olacakları da Kuran'ın pek çok ayetinde müjdelenir:
Andolsun, biz Zikir'den sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık. (Enbiya Suresi, 105)
"Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkana ve tehdidimden korkana ait (bir ayrıcalıktır)." (peygamberler) Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatçı bozguna uğrayıp -yok oldu- gitti. (İbrahim Suresi, 14-15)
Kur’an ahlakının hakimiyetiyle müjdelenmek kuşkusuz tüm müminler için çok büyük şereftir. Ancak bu büyük şeref, büyük bir sorumluluğu da beraberinde getirir. Her Müslüman’ın fikir mücadelesi yapabilecek bilgi donanımı ve kararlılığa sahip olması gereklidir. Zayıf bırakılanların durumu unutulmamalıdır. Masum ve savunmasız insanlar açlık ve sefalet içinde yaşarken, insanlar eziyet ve işkence görürken vicdanlı insanlar bunları görmezden gelemez.
"Benim elimden ne gelir?" şeklinde düşünmek de hatadır. Şu bir gerçektir ki, yeryüzündeki bozgunculuğun temelinde dinsizlik vardır ve her samimi insan dinsizliğe karşı fikir mücadelesi yapabilir. Allah'ın varlığını, gücünü anlatmak, Allah’ı tanıtmak, Allah korkusunu ve sevgisini öğretmek, ahireti, cenneti, cehennemi ve dünyadaki sorumluluklarımızı hatırlatmak, bu acımasızlıkların son bulması için her insanın yapabileceklerinin önemli ilk adımıdır. Allah’ın Kuran’da emrettiği adalet, merhamet, sevgi, özveri, bağışlayıcılık gibi üstün ahlak özellikleri yeryüzüne hakim olursa, adil, barış, huzur ve güven dolu mutlu bir dünya oluşacaktır. Vicdanlı inanan insanların birlik ruhuyla gösterecekleri çaba, Allah’ın dilemesiyle başarıya ulaşacaktır.
Dinsizliğin insanları ve dolayısıyla toplumu yıpratıcı, yıkıcı etkilerini ortadan kaldırarak, din ahlakının güzelliklerini yerleştirmek, tüm insanlara yapılan yardımdır. İslam’ın anlamı olan barışı, hoşgörüyü, sevgi ve şefkati esas alan bu çaba, baskı ve eziyet yapan kişilerin de vicdanlarını harekete geçirebilir. Ve böylece yeryüzünde zulüm engellenebilir. Bu Kur’an’da müjdelenen bir güzelliktir:
Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah'a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size. (Enbiya Suresi, 18)
Dünyada imtihan oluyoruz, güzel bir imtihandan geçiyoruz. Ancak şefkat, sevgi, barış ve kardeşliği esas alırsak Yüce Allah dünyayı cennete çevirecektir. Yakın tarihte ırkçılık, Materyalizm ve Darwinizm esas alındığı için insanlar çok acı ve şiddet gördüler. Allah inancı ve sevgisi hakim olduğunda dünya cennete dönecektir. Sevgiyi samimi istediğimizde ve yaşadığımızda Allah icabet edecek, huzur, bereket ve bolluk verecektir…