Editör
Ramazan, Arınma, Denkleştirme

Şeref Sidar
Doğu - Batı Kardeşliği

Muhammed Yıldırım
Referanduma Küçük, Siyasi Genel Affa Büyük EVET

M. Yasin Haskanlı
Kur’an ve İslamî Kimlik, Onurla Taşıdığımız Bir Yüktür

Zeki Savaş
Evet...

Nesip Hiçyılmaz
Sahih Düşüncenin Temel Koordinatları

Yavuz Yılmaz
Hakkârili Dosta…

Ahmet Kaya
Meselelere Bir Usul Dahilinde Yaklaşım Önceliğimiz Olmalıdır!

Necmiye İkra Yener
Semanın Seslendiği: Ey Şehid!

Kerem Enginsu
İnsanlığın kurtuluş Gemisi

Mustafa Naim
İdeal İle Reel Şartlar Arasında Başörtüsü Sorunu (6)

M. Sıddık Marsaklı
Tevhid (1)

Seyyid Muhammed Hüseyin Fadlullah


Mustafa AYDIN


Kürtler Nereye?


“Kürt sorunu”nu ilk silahın patladığı 1984-Ağustos ayından beri olayları yakından takip etmeye çalışan biri olarak, 30 yıl boyunca konuyla ilgili yazılar yazdım. Her bir yazı, o günün gelişen olaylarına ilişkin bir şahitliği/tanıklığı ifade eder.
 

 
 
Toplumda Ahlaksızlık Nasıl Özendiriliyor?
 
25 Ocak 2010
     Toplumda Ahlaksızlık Nasıl Özendiriliyor?

     Elif ALACA (Fıtrat)

Bazı insanlar ahiretten gaflettedirler ve dünya hayatının yaşayabilecekleri tek hayat olduğunu düşünürler. Bu sapkın düşünce nedeniyle hayatın asıl amacından uzak yaşar, manevi değerlerini de kaybederler. Ölümle birlikte yok olacaklarını zanneden bu kişiler, zamanla ruhsal bir çöküş içine girerler.

 

Bu çarpık yaşam felsefelerine sahip insanların ruhsal açıdan büyük bir boşluk içinde olmaları kaçınılmazdır. Bu kişiler dünyada kendileri için en fazla çıkarı sağlama ve bencil tutkularını tatmin etme amacını hedefleyerek yaşarlar. Ahlaklarını güzelleştirme gibi bir çaba içinde olmazlar; çünkü bundan bir çıkar elde edemeyeceklerini düşünürler. Bu kimseler yardımseverlik, şefkat, merhamet, hoşgörü gibi özellikleri ‘saflık’ olarak nitelendirirler. Onların çarpık yaşam felsefeleri, güçlünün zayıfı ezmesi üzerine kuruludur.

 

İçinde yaşadığımız dönemde birçok toplumda din ahlakından yüz çevirmiş ve çevrelerini de böyle karanlık bir yola çekmek isteyen insanlar vardır. Günümüz toplumlarında günahta sınır tanımama, saldırganlık, ‘çirkin utanmazlıklar’, sapkın cinsellik, uyuşturucu bağımlılığı, kumar, kısacası her türlü ahlaksızlık oldukça yaygındır.

 

Dinsiz ya da Allah ve ahiret inancı zayıf olan insan, Allah'ın haram kıldığı eylemlerde bulunmaktan sakınmaz, kolayca insanların haklarına tecavüz edebilir. Allah’ın sınırlarını aşmaktan çekinmez. Çünkü dinsizliğin temelinde, insanların rastlantılar sonucunda oluştukları, Allah'ın buyruklarından sorumlu olmadıkları inancı vardır. Ayrıca Materyalizm’in kaynak bulduğu evrim teorisine göre ise, insan gelişmiş bir hayvandır ve diğer hayvanlar gibi ihtiyaçlarını karşılamak dışında bir kaygısı yoktur. Bu çarpık teze göre; insan nefsani ihtiyaçlarını karşılama konusunda kendisini kısıtlamak durumunda değildir; hayvanlar gibi davranması doğaldır.

 

Materyalizm ve Darwinizm'in savunucuları, Darwinist bilim adamı William Provine’in sözleriyle; "Modern bilim ortaya koymaktadır ki, dünya tümüyle ve sadece mekanistik prensiplerle işlemektedir. Doğada hiçbir amaç ve prensip yoktur. Rasyonel olarak bulunabilecek tanrılar ve düzenleyici güçler de yoktur… İkincisi, modern bilim ortaya koymaktadır ki, insanoğlu için hiçbir 'daimi ahlaki kanun' ya da 'mutlak yol gösterici prensip' yoktur… Üçüncüsü, şu sonuca varmamız gerekir ki, öldüğümüz zaman ölürüz ve bu bizim mutlak sonumuzdur."  şeklinde bir bakış açısına sahiptirler.

 

Dinsizlikte ahiret inancı yoktur ve insanlar ölümle birlikte yok olacaklarına inanırlar. Bu sapkın inanış Kuran'da, "O (bütün gerçek), yalnızca bizim (yaşamakta olduğumuz bu) dünya hayatımızdan ibarettir; ölürüz ve yaşarız, biz diriltilecekler değiliz." (Mü'minun Suresi, 37)  ayetiyle haber verilir.

 

60'lı yıllarda ortaya çıkan özgürlük anlayışı bu sınır tanımazlığın bir sonucuydu. Uyuşturucu, asilik ve her açıdan ahlak dışı yaşam, dönemin en önemli özelliklerindendi. O dönemde yetişmiş birçok genç, bugün toplumda anne baba, yönetici ve öğretmen olarak etkin kişilerdir. Bugün ahlaki bozulmanın daha önce hiç görülmediği kadar ilerlemiş olmasının bir nedeni de din ahlakından uzak yetişmiş olan bu kişilerin, çocuklarını kendilerinden daha da dejenere yetiştirmiş olmalarıdır. Kur’an’da, babaları din ahlakından uzak olduğu için kendileri de gaflette olan topluluktan şu şekilde söz edilir:

 

"Babaları uyarılmamış, böylece kendileri de gafil kalmış bir kavmi uyarman için (gönderildin)." (Yasin Suresi, 6)

 

Şeytanın Telkinleri

 

Dinsizliğin ahlaksızlığı getirdiği çok açık bir gerçektir. Dinsiz olduğu halde hiç bir ahlaksız davranışta bulunmamış insanlar da olabilir. Ancak bu o kişinin güzel ahlak sahibi olduğunu göstermez. İnsan eğer Allah'tan korkup sakınıyorsa sahip olduğu güzel ahlakta kararlı olabilir. Kur’an ahlakından uzak bir insan çıkarları için kolaylıkla yalan söyleyebilir. Veya hastalanan çocuğunun masrafları için hiç çekinmeden rüşvet alabilir, hatta “mecbur kaldım" diyerek, hırsızlık dahi yapabilir.

 

Allah'a ve O’nun huzurunda yapayalnız sorgulanacağı güne kesin bilgiyle iman eden hiç kimse, böyle ahlak dışı davranışlara asla kalkışmaz, hesabını veremeyeceği davranışlardan şiddetle sakınır. İnsanın en büyük düşmanı olan şeytan, insana gelecek korkusu verir, parasız ve muhtaç kalacağı yönünde çeşitli telkinlerle aldatmaya çalışır. Kuran'da, "Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin -hayasızlığı emrediyor. Allah ise, size kendisinden bağışlama ve bol ihsan (fazl) vadediyor. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir." (Bakara Suresi, 268) ayetiyle haber verildiği gibi, insanların pek çoğu fakirlik endişesiyle ahlaksızlığa yönelir.  Bu çirkin davranışlar Rabb’ine tevekkül eden insanın aklından dahi geçmez; çünkü geleceği yaratan da Allah’tır.

 

Güzel ahlak sabır ve irade gerektirir. Koşullar değiştiğinde güzel ahlaktan ödün vermek Kur’an ahlakına uygun değildir. İnanan insanın oturmuş bir karakteri vardır; koşullara göre değişmez. Zor koşullarda irade ve sabır gösterebilmek insanın önemli bir amacı varsa mümkündür. Mümin Allah'ın hoşnutluğunu, rahmetini ve cennetini kazanmayı hedeflemiştir. İradesini kullanır ve güzel bir sabırla Rabb’i için sabreder; çünkü müminin hedefi büyüktür. O nedenle karşısına çıkan zor durumlarda dahi en güzel ahlâkı sergiler.


Bu yazı 416 kere okundu



Adınız Soyadınız :
E-mail :
Başlık :
Yorum :  
Güvenlik kodu :
   
Ufuk MİNA 03 Şubat 2010 15:46:32
Yorum Üzerine

Cahit Beye konu sınırlaması hakkındaki görüşüne katılmakla beraber Elif Hanımın da belirttiği gibi İslamın genel bir ahlak anlayışı olduğunu kabullenmek gerekir. Ayrıca bugün bu sitedeki ilk naçizane yazımı yazacam :) değerli eleştirilerinizi beklerim


Elif Alaca 03 Şubat 2010 08:29:45
Teşekkürler

İnanan insanın "kendi ahlak anlayışı" diye bir kavram olmamalı. Allah'ın beğendiği ve Kur'an'da tanıttığı -hatta kadın ve erkek için de aynı olan-üstün ahlak vardır ve samimi insanlar o ahlakı yaşamada kararlılık göstermeye çalışırlar...

Öğüt ve uyarı her zaman yarar sağlar. Dikkate alacağım, teşekkürler...


Cahit 02 Şubat 2010 18:13:35
Hangi Ahlak?

Benim bu yazıdan birinci bekletim yazınıza başlarken kendi ahlak tanımınızı, inancınızı, anlayaşınızı ortaya koyup o minval üzere yazınızı geliştirip serpiştirmeniz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü evrensel ahlak anlayışı kaynağını hak dinlerden alsa da toplumlarda kültürlerde hatta kişi ve karakterlerde dahi değişkenlik gösterebilir. Bu yüzden yazıyı okumaya başlarken kendi ahlak anlayışımızı göz önüne alıp ilerleyen bölümlerde daha farklı bir anam ile karşılaşınca zihinde bir çatışma veya red meydana getirebilir. Ayrıca ahlak gibi dallı budaklı bir konuyu konu sınırlaması yapmadan ele almanız da bence ayrı bir eksiklik. Konuyu sınırlayp (ör: Kuran'a göre ahlak veya Darwin'e göre ahlak vb.) ele alarak kendinizi daha rahat bir biçimde ifade edebileceğinizi düşünüyorum ayrıca bu söz konusu yukarıdaki yazı gibi dağınıklığı engeller ve yazınızı daha başırılı kılar. Kaleminizin devam etmesi dileğiyle..


a.acar 30 Ocak 2010 14:30:47
yürüyen Kur'an olmak

Hayatta en şaşırdığım kişiler islamı, kuran'ı, bilen ve en önemliisi de bu dini anlatmada bir numaralı isimler olan İMAM'lar...Onlar kadar başkalarından yiyen,elini cebine atmayan,bencil,egoist ve kibrli kişiler görmedim. (istisnalar kaideyi bozmaz.) Yakın çevremde yapmış olduğum araştıramalara göre (İmam hanımları ile) dışardan farklı gördüğümüz kişiler evde çok agrasif, sinirli. tahammülsüz ve herşeyi kısıtlayan kişiler olduğu ortaya çıktı. "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönnderildim." diyen bir elçinin ümmeti olduğumuzu unutmayalım...Rabbim bizleri Kur'an'a yük olanlar yerine Kur'an'ın yükünü taşıyanlardan eylesin...Bu vasıflara sahip kardeşlerimizide okuduklarını anlayan, anladıklarını yaşayan ve yaşadıklarıyla başkalarına örnek olanlardan eylesin...Onlarla beraber bizleride razı olduğu kullarından eylesin ...dua ile...


 
DOSYA
 
FİDAN GÜNGÖR: HAYATI, MÜCADELESİ, FİKİRLERİ (SON)
PERSPEKTİF
 
  • M. ŞAKİR KOÇER
    Kandırmacanın İsmini Seçim Koymuşlar
  • M. ŞAKİR KOÇER
    Referandum Kandırmacası
  • İbrahim PUTKIRAN
    Bıktık Şu Virgül(,)lerden
  • ŞİİR
     
  • ABDURRAHMAN AŞKAN
    Kadir Gecesi
  • HİKMET KIZIL
    Eylül/üm
  • Gürsel ÇOPUR
    Yıkılan Kelebek Kanatları
  • AİLE
     
  • Bilinçli anne baba olmanın yolu
  • Gençlik Sorunları ve Çözümleri
  • Bu sıcaklarda neler yapılmaz
  • Haksöz Dergisinin Eylül 2010 Sayısı Çıktı!
    Özgün İrade Dergisinin 76.Sayısı Çıktı!
    İSLAMÎ KESİM VE DEĞİŞİM (Yeni) (19 YORUM)
    Değişim hayatın ve onu kuşatan mesajın dinamik boyutuna işaret etmekle birlikte bünyesinde yozlaşmayı da barındırabilen bir olgu. Bütün değişimler sancılıdır ve sorgulanmadan gerçekleşen değişimler yeni hüsran ve yanılgılara neden olabilir. İslamî kesimler ve tabiatıyla Müslüman bireyler değişim anaforunda yollarını bulmaya, istikametlerini korumaya çalışıyor. Dünya, yaşadığımız topraklar, insan p...>>>

     
      Referandumda nasıl bir tercihte bulunacaksınız?

      Evet
      Hayır
      Boykot

    Yönetim ne halkındır, ne halk tarafından yapılır, ne de halk içindir.

    - Noam Chomsky
     
     
    2389937
     

     
    17
     

      07 Eylül 2010 Salı