
Alaattin BİLMEZ
Sevgili okur, birazdan ilk kez ve sadece burada okuyabileceğiniz gerçek bir “Balyoz Harekât Eylem Planını” deşifre edeceğim. Bu planda bahsi geçen kişi ve kurumlar tamamen gerçektir. Komplo teorisyenleri, film yapımcıları, 7 yaşından küçük çocuklar, 70 yaşından büyükler, kalp damar rahatsızlığı olanlar, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diyenler lütfen bu yazıyı dikkatlice okusun.
Son zamanlarda Taraf gazetesinin ardı ardına yayınlamış olduğu “sözde” darbe eylem planları “milletimizin gözbebeği”! Türk Silahlı Kuvvetleri’ni bir hayli zor durumda bırakmış görünüyor. Genelkurmay başkanımız Org. İlker Başbuğ, bu yayın ve ifşa eylemlerine karşı neyi neresinden tutacağını, nasıl ve nerede izah edeceğini şaşırmış bir vaziyette.
Arkasına yıldız ve apoletleri sıraya dizip, Ankara’da kürsüye yumruk vuruyor olmuyor. Safranbolu’da balkondan bağırıyor olmuyor. Samsun’da gemiden parmak sallıyor yine olmuyor. Olmuyor ve kimse korkmuyor.
En son yayınlanan “Balyoz Harekât Planında” güya ordumuz camilere bomba atacakmış. Yönetimi sıkı tutacak, şu kadar kişiyi tutuklayacak, bu kadar yeşil paraya el koyacakmış. Halkımızın tüm bu yazılanlara inanmasını elbette ki beklemiyoruz. Çünkü “Hücuma kalkarken bile Allah Allah” nidasıyla hareket eden bir ordudan böyle bir plan beklemek elbette ki “insafsıca” olur.
Ordumuzun güzide generalleri bir araya gelmişken onca ciddi güvenlik meselesinin içinde haydi bir oyun oynayalım da biraz stres atalım demişlerdir. E koca adam olmuşsun. Bu yaşta da gidip atari oynayacak, misket yuvarlayacak halin yok ya. Hazır strateji oyunları sanal âlemde en popüler uğraşı iken, bir general bir generale: “Haydi gel bir milli strateji oyunu da biz yazalım, çizelim de milletimize armağanımız olsun” demiştir en fazla.
Tabi halk cahil! Bunu bile anlayamaz. Niçin? Çünkü yandaş medya her gün masa başı haberlerle kafalarını bulandırıyor da ondan. Her ne kadar seçilmiş birçok değerli gazetecimiz! Olanları görmezden geliyorsa da ellerinde, karşı argüman olarak kullanabilecekleri, üç flaşlı bomba haberleri yok.
Bugün sabah namazından sonra vicdani rahatsızlığımdan dolayı bir türlü uyku tutmadı. Yıllardır bir sır olarak sakladığım “sözde değil özde gerçek” bir balyoz eylem planını sayın genelkurmay başkanımız ve değerli seçilmiş gazetecilerimize bir hizmetim olsun diye açıklamaya karar verdim. Artık onların da gönül rahatlığıyla sahiplenebilecekleri, manşetlere ve ana haber bültenlerine taşıyabilecekleri bir balyoz harekât eylem planları olacak.
Efendim yazının başlığında da okuduğunuz üzere bu plan bir İMAM tarafından hazırlandı ve işleme konuldu. Evet, yanlış okumadınız bu balyoz eylem planını hazırlayan ve uygulayan bir imam. Hem de fahri.
Köyümüzün camisi yılardan beridir ha yıkıldı ha yıkılacak bir durumdaydı. Köye hangi imam geldi ise ilk gündem maddesi caminin yapımı oluyordu. İlk vaazların konusu hep camimizi yapalım, onaralım, inşa edelimdi. Amma velâkin hiçbir imam, köylüyü bir türlü harekete geçirememiş ve camiyi o halinden kurtaramamıştı. Zaman geçtikçe camiinin zaten harabe olan durumu gittikçe kötüleşiyordu ve gelen hiçbir imam çatlakları sıva ile kapatmak ve badana üstüne boya yapmaktan ileriye gidememişti.
Son gelen imamın da (ismini veremeyeceğim) geldiği ilk gün ve verdiği ilk vaazında ilk ve tek gündem maddesi yine aynıydı. “Camimizi yapalım.” “Bu haliyle bir gün üzerimize yıkılacak.” “Allah rızası için el ele verelim de yapalım.” Lakin duvar kıpırdamış, duvardan ses gelmiş ama köylüden ses çıkmamıştı.
Bu durum karşısında imam bir şey yapmalıydı ama ne? Bunun için her gece düşünüyor, yatağında kıvranıyor, gözüne uyku girmiyordu. Bir gün kendi kendisi ile yaptığı bir istişare toplantısı sonucunda “Balyoz Harekât Planını” hazırlamaya karar verdi. Bu harekât planı çerçevesinde kendisine lazım olan bir adet balyoz, bir an önce temin edilmeliydi. İlçeye gittiği ilk gün bu balyozu satın alarak planın ilk aşamasını devreye koymuştu. Plan dâhilinde her sabah, namazdan önce caminin duvar taşlarından bir tanesini kıracaktı. Daha sonra balyoz caminin bir köşesine saklanacak ve ezan okunacaktı. Böylece caminin yıkılması hızlandırılacak ve köylüleri camiyi yeniden yapmaya mecbur bırakacaktı.
Dikkat edin sayın okur. Yıkılması planlanan bir camii, yıkacak olan bir imam ve balyoz…
İlk birkaç gün harekât planını başarı ile uygulayan imam için işler hiç de yolunda gitmemişti. Bir kaç gün sonra imamdan önce uyanıp camiye giden köylüler, imamı suçüstü yakalamış ve planını deşifre etmişlerdi. Tabi bu deşifre edilme imamın o köy için imamlığının da sonu olmuştu. Camiyi yapmak için hazırladığı balyoz harekât planı, imamın ekmek kapısının kapanmasına neden olmuştu.
Evet, sevgili okur şimdi yandaş medya işi sulandıran eylem planı diye manşetler atacaktır. Size soruyorum. Hangi imam ezan okuduğu, her sabah “Allah Allah” dediği camiyi yıkmak için harekât planı hazırlayabilir. Bu nasıl “vicdan”, bu ne “insafsızlık”.
Ey yandaş medya, eğer eşitlik, özgürlük, şeffaflık adına, daha çok demokrasi adına “milletimizin göz bebeği” TSK’nın seçkin birkaç subayının oynamış olduğu bir strateji oyununu “Balyoz Harekât Planı” diye “insafsızca” manşetlere çekiyorsan, buyurun bunu da yazın. Ama yazamazsınız. Çünkü siz “Taraf”sız olamazsınız.
Evet, sevgili okur bu olaydan birkaç ders çıkarılabilir. Ama siz yine de bir ders çıkarmaya çalışmayın. Okuyun ve uyuyun.
Bize ne. Camilerimiz harabe durumdaymış. Yıkılacakmış. Biz yapmazsak, onarmazsak, okumazsak, sahip çıkmazsak birileri onların üzerine planlar yapar. Yıkar, yakar, yok eder.
İyi uykular, tatlı rüyalar…