ESRA KARATAŞ
Efendim!
Sana hasret bir gönülle yazıyorum... Özlemlerin en içlisiyle yazıyorum..
İçime seni yerleştiren oynatıyor kalemimi... Lakin kalemim aciz duygularımı yansıtmaktan...
Efendim! yağmalanmış bir kalbi lime lime edilmiş bir yüreği taşıyorum bedenimde...
Ağır geliyor yokluğun şu aciz gönlüme. Med ve cezirlerle çırpınan yüreğim seni arıyor şimdi!...
Bilirim seni ağırlayacak kadar saf değil yüreğim, karardı masivadan, unuttu çoğu zaman seni... İtiraf etmeliyim! Hakkıyla sevemedim hiç seni...
Hakkıyla sarılamadım bize miras bıraktıklarına, hücrelerimin en uç noktasında hissedemedim sevgini hiç! Ve damar damar seninle dolamadım, kuşanamadım sevgini o yıldızlar gibi ve hep merak ettim nasıl bir 'sevgiyle' sevdiler' sen'i' ?! Ali hangi duygularla senin yerine yattı ölüme, Zeyd hangi duygularla korudu seni taşlardan, Mus'ab hangi coşkuyla koştu ölüme..
Ömer’in kılıcını teslimiyete dönüştüren neydi? Darağacındaki Hubeyb nasıl bir sevdayla meydan okudu ölüme; 'Rasulün canı sağolsun ayağına bir tek diken batmasın canım vereyim' derken nasıl bir aşkla bağırdı müşriklere ve Rümeysalar, Sümeyyeler nasıl bir sevdayla koştular ölüme...İşte bunları hiç anlamadı yüreğim, tatmadı.
Benim kalbim titremedi Efendim adını anınca hiç.. Dedim ya ben Seni hiç hakkıyla sevemedim ki!... Kalbim bu kadar kararmışken mahrum kalmışken senden, nasıl vuslatı dileyebilirim ki, hangi yüzle 'Efendim beni de al yanına 'diyebilirim ki...
Ama Efendim hakkıyla sevemesem de seni; SEVİYORUM işte... Ve bir tebessümün yeter... Bahar gelir Efendim sonbahardan usanan gönlüme...
Sen tebessüm edersen alem tebessüm eder bana... Bilirim o zaman unutur yüreğim gamı, kederi...
Sen Rahmet Peygamberisin darmadağın olsam da sevgisizlikten üşüsem de, çoraklaşsa da yüreğim sen gelirsin.. Rahmet Peygamberi oluşunun hatrına gelirsin...Ve sen gelince bayram eder gönlüm... Ayazlar biter yüreğimde dedim ya Efendim! Bir tebessümün yeter... Hüzünler sevince döner,azad eder yüreğim kendini...
19.03.2008