Editör
Ramazan, Arınma, Denkleştirme

Şeref Sidar
Doğu - Batı Kardeşliği

Muhammed Yıldırım
Referanduma Küçük, Siyasi Genel Affa Büyük EVET

M. Yasin Haskanlı
Kur’an ve İslamî Kimlik, Onurla Taşıdığımız Bir Yüktür

Zeki Savaş
Evet...

Nesip Hiçyılmaz
Sahih Düşüncenin Temel Koordinatları

Yavuz Yılmaz
Hakkârili Dosta…

Ahmet Kaya
Meselelere Bir Usul Dahilinde Yaklaşım Önceliğimiz Olmalıdır!

Necmiye İkra Yener
Semanın Seslendiği: Ey Şehid!

Kerem Enginsu
İnsanlığın kurtuluş Gemisi

Mustafa Naim
İdeal İle Reel Şartlar Arasında Başörtüsü Sorunu (6)

M. Sıddık Marsaklı
Tevhid (1)

Seyyid Muhammed Hüseyin Fadlullah


Mustafa AYDIN


Kürtler Nereye?


“Kürt sorunu”nu ilk silahın patladığı 1984-Ağustos ayından beri olayları yakından takip etmeye çalışan biri olarak, 30 yıl boyunca konuyla ilgili yazılar yazdım. Her bir yazı, o günün gelişen olaylarına ilişkin bir şahitliği/tanıklığı ifade eder.
 

 
 
 
05 Ağustos 2008
     ALLAH ÜZÜLÜR MÜ?

     AHMET AVAZ

Kadim gelenek, her ne kadar Allah’ın zatı hakkında düşünmemizi yasaklasa da çağdaş eğitimde ‘empati’ kavramı revaçta. Hele hele öğrencilerle uğraşıyorsanız, farklı dünyalar arasında gidip geliyorsunuz demektir.

İnsanlığın ve ülkemizin durumu için üzülüyoruz, ümmetin durumu ortada, yüreğimiz parçalanıyor. Peki, bütün bu olanlara Allah üzülmüyor mu? Zulüm ve adaletsizliklerden feryat eden, isyan edip şikâyet eden insanlar, acaba Allah’ın köşesine kurulup şu yeryüzünün halini keyifle seyrettiğini mi düşünüyorlar. Laiklerimiz ve ateistlerimiz gibi mi düşünüyorlar. Çünkü onlara göre bu dünyada yabancılık çeken, acı gören kendileri, insanlarla oyuncak gibi oynayan Rabbul alemiyn. Camus, bir yabancı gibi yaşadı, Niçe ‘tanrının’ öldüğünü ilan etti bir çağa.  Kaosa giren Batı edebiyatı ve felsefesi acılarını ve sorunlarını tanrılaştırırken tanrıyı unuttu, insanı da tanrılaştırdı.

Allah’a küsene Allah küsmez mi?

Evet, damarına basıldığında canı yanan insanoğlu Allah’ı üzüldüğünü niye düşünmez ve hissetmez? Kuran, insana feryadı değil mi yaratıcının? Kendisine sataşanları en güzel bir şekilde muhatap alan Rabbimiz muhatap alınmayı hak etmiyor mu?

Allah âlemlerden müstağnidir. Maddeye ve eşyaya ihtiyacı yoktur. Hiçbir şey ona zarar veremez. Peki, bu ondan her şeyi nefyetmemizi gerektirir mi? Kıskançlığı, buğzu yok mudur? Merhameti ve sevgisi var da üzüntüsü yok mudur.? Annelerimize 1 pay merhamet, kendisine 99 pay merhamet ayıran Rabbimiz acaba 99 pay üzüntü ve acı duymaz mı?

İkbal, insan Allah’la el ele kaderi, tarihi yazar, Allah bize irade vermekle kendi iradesini sınırlamıştır, demişti. Allahın elini çoktan bırakmadık mı?

“Allah’ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar.” (47/7)

Bir hadisi kudside, ahiret günü kul sorgulanırken;

Rabbimiz: Kulum ben açtım, beni doyurmadın, diyecek. Kul da: Ya rabbi sen acıkmazsın ki!

Allah: falan yerde kulum açtı onu doyursaydın ben de doyacaktım, der. Benzer diyalog susuzluk, giyim yokluğu ve dünyevi sıkıntı için de kulun yüzüne vurulur.

Rabbimiz anlaşılmayınca üzülmez mi, bu kulum bana gönlünde, gününde hiç yer ayırmadı dese üzülmez miyiz? Sevdiklerimizi üzdüğümüzde gönüllerini almak için nasıl çabaladığımızı hatırlayalım, Rabbimiz buna layık değil mi? Onunla hasbihal edip onu memnun etmek için çırpınmamız gerekmez mi?

Empati demiştik. Aman tanrım filmini seyrettiniz mi bilmiyorum. Bu filmde işleri kötü giden ve ne yapacağını bilmez bir durumdayken tanrıyla karşılaşan ( tabi ki insan rolünde bir tanrı) kahramanımız, görevi ondan devralır. Önce çevresindeki insanların sorunlarına acil ve yüzeysel çözümler getirir. Çok geçmeden çözümler çatışır ve dünyadaki düzen alt üst olur. Kafasında bir uğultu duymaya başlar ve bunların tüm dünyadaki insanların gönderdiği dualar olduğunu anlar. Önce bunları dosyalar. Dosyalar eve sığmayınca mesaja çevirip internet adresine yönlendirir. Hepsini okumaya güç yetiremeyeceği için tek tuşla bütün duaları kabul eder.

Bize saçma gibi gelen bir filmde insan haddini biliyor ve yaratıcının büyüklüğünü anlıyor.

“De ki: Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin!”  ( 25/77)

Rabbimizle olan iletişimimizin kalitesini; ruhumuzdan kalbimize, kalbimizden dilimize düşen dualarımız belirlemez mi?  Hatta o güzel melekler bile biz müminler için dua eder, iyi işlerimizde sevinir, kötü işlerimizde sıkıntı duyup üzülürler.

* *  *

Allahım önce anlamamızı sağla, sonra birbirimize merhameti. Kin ve nefreti unuttur ya rabbi. Ali yürekli, Ebubekir yürekli ve Bediüzzaman yürekli kıl bizleri ki sadece kardeşlerimize karşı değil tüm âleme rahmet kesilelim.

“Benim bildiğimi bilseydiniz çok ağlar az gülerdiniz.

Ben hüzünlerin peygamberiyim.”

Rabbimizin bize olan güvenini boşa çıkarmayalım, sevgili nebiyi ve nurdan melekleri üzmeyelim.

         05.08.2008


Bu yazı 850 kere okundu



Adınız Soyadınız :
E-mail :
Başlık :
Yorum :  
Güvenlik kodu :
   
ali 07 Mart 2010 10:57:48
dikkat

ebu hanife demiştirki
kim allah'ı insanlıgın tanımlarından bir tanımla vasıflandırırsa kafir olur.


Ersin Talas 15 Ekim 2008 23:35:52
Üzülür tabii

Bu akşam 2,5 yaşındaki evladım istediği hememn herşeyi yerine getirmeye çalışmama rağmen içten bir ağlama başlangıcı olarak dudakların büktü ve ağlamaya başladı. O an içim paramparça oldu ve çok üzüldüm. Ben bu çocuğu bunun (ağlamasını görmek) içinmi dünyaya getirdim. Derken aklıma geldi Rabbimizde Kullarını iyi ameller üzere görmek ister, yarattığının kötü yola saptığını görse kim üzülmez. Bunu üzülme ya da sevinme olarak nitelendirmesek bile. Rabbimiz kötü amellerimizde iyi amellerimizde olduğu gibi değerlendirmeyecektir bizi.


ahmet avaz 07 Ağustos 2008 19:22:17
teşekkürler

görüşlerini paylaşma nezaketini gösteren kardeşlerime çok teşekkür ederim.


Omer 07 Ağustos 2008 11:57:43
Selamun aleykum

Sevgili biremin,
bu yazdiklarini okumadan önce yazdiklarinla paralel bir düşünce beni rahatsız ediyordu.Evet Allah goruyor, Allah olanlari hissediyor ve ben bunu yani Allah'in mumine olan sevgisini, ozlemini hissediyorum.Kutsi bir hadiste anlatılır,( hadisin tam metnini şimdilik sunamıyorum.) kul namaz için kalkıp namaza durup fatihayı okuyunca Allah'in sevindiğini ve Fatihadaki muminin muracaatlarına cevap veren bir diyalog icine giriyor.Kardeslerim,
Rasul(sav) bize bildirdi ki; muminin Allah'a en yakin oldugu an namaz anidir.Namazda da secde anıdır.O halde Allah'in bize en yakin olduğu namazların hemen akabinde dualarimizda dunyanin dort bi yanında zulum altındaki islam topraklarınıda unutmayalım.Ve En onemlisi duamizda resule de yer ayiralim ki; Ona (sav) yaraşır bir ummet olalım.Selamun aleykum..


sümeyye 06 Ağustos 2008 18:41:15

Ahmet abi siz Allah'tan razı olduğunuz kadar Allah'ta sizden razı olsun . Yazınız çok güzel olmuş. yürekten yüreklere seslenmişsiniz. Yüreğinize salık devamını bekleriz.Allaha emanet olunuz.


 
DOSYA
 
FİDAN GÜNGÖR: HAYATI, MÜCADELESİ, FİKİRLERİ (SON)
PERSPEKTİF
 
  • M. ŞAKİR KOÇER
    Kandırmacanın İsmini Seçim Koymuşlar
  • M. ŞAKİR KOÇER
    Referandum Kandırmacası
  • İbrahim PUTKIRAN
    Bıktık Şu Virgül(,)lerden
  • ŞİİR
     
  • ABDURRAHMAN AŞKAN
    Kadir Gecesi
  • HİKMET KIZIL
    Eylül/üm
  • Gürsel ÇOPUR
    Yıkılan Kelebek Kanatları
  • AİLE
     
  • Bilinçli anne baba olmanın yolu
  • Gençlik Sorunları ve Çözümleri
  • Bu sıcaklarda neler yapılmaz
  • Haksöz Dergisinin Eylül 2010 Sayısı Çıktı!
    Özgün İrade Dergisinin 76.Sayısı Çıktı!
    İSLAMÎ KESİM VE DEĞİŞİM (Yeni) (19 YORUM)
    Değişim hayatın ve onu kuşatan mesajın dinamik boyutuna işaret etmekle birlikte bünyesinde yozlaşmayı da barındırabilen bir olgu. Bütün değişimler sancılıdır ve sorgulanmadan gerçekleşen değişimler yeni hüsran ve yanılgılara neden olabilir. İslamî kesimler ve tabiatıyla Müslüman bireyler değişim anaforunda yollarını bulmaya, istikametlerini korumaya çalışıyor. Dünya, yaşadığımız topraklar, insan p...>>>

     
      Referandumda nasıl bir tercihte bulunacaksınız?

      Evet
      Hayır
      Boykot

    Yönetim ne halkındır, ne halk tarafından yapılır, ne de halk içindir.

    - Noam Chomsky
     
     
    2389886
     

     
    25
     

      07 Eylül 2010 Salı