Editör
Ramazan, Arınma, Denkleştirme

Şeref Sidar
Doğu - Batı Kardeşliği

Muhammed Yıldırım
Referanduma Küçük, Siyasi Genel Affa Büyük EVET

M. Yasin Haskanlı
Kur’an ve İslamî Kimlik, Onurla Taşıdığımız Bir Yüktür

Zeki Savaş
Evet...

Nesip Hiçyılmaz
Sahih Düşüncenin Temel Koordinatları

Yavuz Yılmaz
Hakkârili Dosta…

Ahmet Kaya
Meselelere Bir Usul Dahilinde Yaklaşım Önceliğimiz Olmalıdır!

Necmiye İkra Yener
Semanın Seslendiği: Ey Şehid!

Kerem Enginsu
İnsanlığın kurtuluş Gemisi

Mustafa Naim
İdeal İle Reel Şartlar Arasında Başörtüsü Sorunu (6)

M. Sıddık Marsaklı
Tevhid (1)

Seyyid Muhammed Hüseyin Fadlullah


Mustafa AYDIN


Kürtler Nereye?


“Kürt sorunu”nu ilk silahın patladığı 1984-Ağustos ayından beri olayları yakından takip etmeye çalışan biri olarak, 30 yıl boyunca konuyla ilgili yazılar yazdım. Her bir yazı, o günün gelişen olaylarına ilişkin bir şahitliği/tanıklığı ifade eder.
 

 
 
 
06 Ekim 2008
     HERGÜN ÖLÜYORUZ!
     MEMET KARABALIK
Ben daha dünyaya gelmeden önce başlamış, kan akmaya. Çok önce hem de. Hala devam etmekte akmaya ve ne yazık ki daha çok akacak gibi görünüyor.

Kardeşlik, barış, huzur, hak, adalet, birlikte yaşama çağrılarının anlamını kaybettiği bir eşikteyiz. Kimse kandırmasın kendisini. Hepimizin gözünü kan bürümüş. Daha çok kan görmeden dayanamıyoruz. Geleceğe dair umut dağıtmanın da fazlaca bir anlamı yok. Bu kan akacak çünkü kanın akmasını ısrarla istiyoruz. Kanı akıtılan, katledilen, evinden, anasından, babasından, yarinden, çocuğundan kopartılan her gencin ziyaından sonra yaptığımız tek şey kanı akması muhtemel yeni gençleri cepheye sürmekten başka bir şey değil.

Bizler, birbirinden nefret eden insanlarız. Her türlü aidiyetimizi başkalarından ayrışmak amacı ile kullanırız. Sahip olduğumuz her vasıf, diğerlerinden daha üstün olmamız için verilmiştir sanki. Bu yüzden de başkasının sahip olduğu farklı aidiyetleri, vasıfları ya da kimlikleri duyduğumuzda ya da gördüğümüzde muhtemelen kapıldığımız aşağılık duygusu nedeniyle hor görür, lanetler, icabında kuyularını kazarız.

Çok uzun zamandan beridir kukla bir topluluk olarak yaşadığımız için bildiğimiz tek şey atalarımızın gölgesinde yaşayıp, kendi çirkinliklerimizi, katliamlarımızı, eksiklerimizi ve hatalarımızı saklamaya çalışmaktır. Ancak, dünya şahittir ki; hiçbir şeyi saklayabilmiş değiliz. Dünyada yaşayan en edilgen topluluk olarak geldiğimiz nokta kocaman bir hiçtir. Hiçbir işe yaramayan, kendine bile hayrı dokunamayan bir topluluk olarak, kardeşlerimizi öldürmekten zevk alır bir hale gelmişiz.

Çocuklarımızın neden öldüğünü ya da öldürüldüğünü sorgulamadan cepheye göndermek sadece bize has bir geri zekalılık olarak tarihe geçecektir. Bir baba ölen oğlunun hesabını sormaktansa inadına diğer oğullarını da ölüme göndermeyi düşünüyorsa eğer, bir ana kuzusunun ölmesini istememek yerine oğlunu pisi pisine ölüme gönderenleri kucaklamaya devam ediyorsa eğer daha çok ağlayacağız. Daha çok tabut göreceğiz.

Topraklarımızda yıllardan beridir devam eden savaş, sadece iktidar sahiplerinin daha fazla zenginleşmesine ve silah tüccarlarının dünyaya hükmetmesine neden olmaktadır. Vatandaşlar olarak yapabildiğimiz en iyi şey USLU USLU ÖLMEKTİR sadece. Hem de kardeşlerimizin eliyle ölmek ya da ellerimizle kardeşlerimizi öldürmek.

Biz, her gün ölüyoruz.

Biz, her gün öldürüyoruz.

Ya, kurşunlarımızdan birisi kardeşimizin böğrünü deliyor;

Ya da, kardeşimizin kurşunu ile kapaklanıyoruz kara toprağa.

Ey! Bu evlatları dünyaya getirmek uğruna canından can veren analar!

Çocuklarınızı ölüme göndermeyin. Kardeşlerinin kurşunlarından uzak dursunlar ya da kardeşlerine kurşun sıkmasınlar artık. Bu savaş, bizim savaşımız olmamalı artık. İlle de kan akacaksa, kardeşlerin kanı akmasın artık. Oy verdiklerinize söyleyin; “Kim böyle bir savaştan rant elde ediyorsa, gitsin onlar savaşsın.”

Biz her gün ölüyoruz zaten. Sadece bugün ölmedik. Dün de öldürülüyorduk. Yarın da öleceğiz. Analarımız sessiz kaldığı müddetçe de öleceğiz.

Ana! Gönderme artık bizi ölüme…
       06.10.2008

Bu yazı 569 kere okundu



Adınız Soyadınız :
E-mail :
Başlık :
Yorum :  
Güvenlik kodu :
   
 
DOSYA
 
FİDAN GÜNGÖR: HAYATI, MÜCADELESİ, FİKİRLERİ (SON)
PERSPEKTİF
 
  • M. ŞAKİR KOÇER
    Kandırmacanın İsmini Seçim Koymuşlar
  • M. ŞAKİR KOÇER
    Referandum Kandırmacası
  • İbrahim PUTKIRAN
    Bıktık Şu Virgül(,)lerden
  • ŞİİR
     
  • ABDURRAHMAN AŞKAN
    Kadir Gecesi
  • HİKMET KIZIL
    Eylül/üm
  • Gürsel ÇOPUR
    Yıkılan Kelebek Kanatları
  • AİLE
     
  • Bilinçli anne baba olmanın yolu
  • Gençlik Sorunları ve Çözümleri
  • Bu sıcaklarda neler yapılmaz
  • Haksöz Dergisinin Eylül 2010 Sayısı Çıktı!
    Özgün İrade Dergisinin 76.Sayısı Çıktı!
    İSLAMÎ KESİM VE DEĞİŞİM (Yeni) (20 YORUM)
    Değişim hayatın ve onu kuşatan mesajın dinamik boyutuna işaret etmekle birlikte bünyesinde yozlaşmayı da barındırabilen bir olgu. Bütün değişimler sancılıdır ve sorgulanmadan gerçekleşen değişimler yeni hüsran ve yanılgılara neden olabilir. İslamî kesimler ve tabiatıyla Müslüman bireyler değişim anaforunda yollarını bulmaya, istikametlerini korumaya çalışıyor. Dünya, yaşadığımız topraklar, insan p...>>>

     
      Referandumda nasıl bir tercihte bulunacaksınız?

      Evet
      Hayır
      Boykot

    Yönetim ne halkındır, ne halk tarafından yapılır, ne de halk içindir.

    - Noam Chomsky
     
     
    2397529
     

     
    8
     

      11 Eylül 2010 Cumartesi