Editör
Ramazan, Arınma, Denkleştirme

Şeref Sidar
Doğu - Batı Kardeşliği

Muhammed Yıldırım
Referanduma Küçük, Siyasi Genel Affa Büyük EVET

M. Yasin Haskanlı
Kur’an ve İslamî Kimlik, Onurla Taşıdığımız Bir Yüktür

Zeki Savaş
Evet...

Nesip Hiçyılmaz
Sahih Düşüncenin Temel Koordinatları

Yavuz Yılmaz
Hakkârili Dosta…

Ahmet Kaya
Meselelere Bir Usul Dahilinde Yaklaşım Önceliğimiz Olmalıdır!

Necmiye İkra Yener
Semanın Seslendiği: Ey Şehid!

Kerem Enginsu
İnsanlığın kurtuluş Gemisi

Mustafa Naim
İdeal İle Reel Şartlar Arasında Başörtüsü Sorunu (6)

M. Sıddık Marsaklı
Tevhid (1)

Seyyid Muhammed Hüseyin Fadlullah


Mustafa AYDIN


Kürtler Nereye?


“Kürt sorunu”nu ilk silahın patladığı 1984-Ağustos ayından beri olayları yakından takip etmeye çalışan biri olarak, 30 yıl boyunca konuyla ilgili yazılar yazdım. Her bir yazı, o günün gelişen olaylarına ilişkin bir şahitliği/tanıklığı ifade eder.
 

 
 
 
07 Kasım 2008
     BİR DEVİN DÜŞÜŞÜ

     MÜMİNE YAZAR

Uzun zamandan beri düşünüyorum. Kalemi elime aldığım günden beri, hani bir parçası eksik kalınca tamamlanmayan maket oyuncakları vardır ya, kalemime ve kendime dürüst davranmak adına, realiteleri es geçmeden, kendimi ütopya tarzı pembe hülyaların içerisinde, çıkarmağa, karar vermiş bulunuyorum. Yaşadığımız dünya ve savunduğumuz dava ve her davada bir fedai! Acı olan ise, o fedailerin yaşadığı ızdırap yüklü dıramlar… Neydi suçları? Müslüman olmak ve sadece İslam kelimesini, nüfuz cüzdanlarında barındırmayıp, tebliğ maslahatı ile yola koyulmak…

Hakiki bir tebliğci olmak zor ve meşakkatli idi. Ama ağır mesuliyet içeren, büyük bir yürek gerektiren, her kavmin kahramanını, büyük imtihanlara sürükleyen bir görevdi.

Konunun hukuksal boyutunun dışında, toplum içerisinde yaşadıkları psikolojik savaş ve bu savaşın neticeleri… Bırakılan izler ve ortaya çıkan tablo. İşte şimdi alkış almayan kahramanlardan ve ödedikleri, hepimiz adına ağır bedellerden bahsetmek istiyorum.

Her toplumda hatta her soyda, muhakkak böyle kahramanları temaşa ederiz. Bazen kadın olur, mücahide lakabını alır, kimi zaman da erkek olur mücahit lakabını alır. Nene hatunlar, Metin Yükseller, Şehit Hamalar…

Ve onların izinden gidenler. Tıpkı onların sahabe-i güzinin izinde gittikleri gibi… Lakin, onların ardından olan,  ölmeden bu savaşa kalemleri, beyinleri ile devam eden yiğitler. Ama her ne koşulda olursa olsun, bir devin düşüşü zordur. Çünkü bir dev arkasında, bir toplumu getirir, malum olan kahramanın düşüşü, bir toplumun yitirilmesidir.

“Kuvvetli mümin zayıf müminden daha evladır” Bir davetçi, beynini sağlam formatlamalıdır. Her düşüncesini, bir evladını korur gibi korumadığı müddetçe, böyle bir işin akdini imzalamasın. Çünkü bu akit, hiçbir sözleşmeye benzemez. Zamanında cesurca kendini ileri atmış, şuan antidepresan ilaçları ile yaşamlarını sürdüren, kalp kırmamak adına anjio olup hayatını inzivada geçiren, “kızım artık her şeyi unutmak istiyorum” diyen kahramanlar… Onlar birer mücahitler. Bir amcayı anımsarım hep, amca dediğime bakmayın, önemli bir vakfın kurucusu. O, mühim bir şahsiyettir. Bir gün arkadaşım ile yürüyüş yaparken” hadi gel amcayı ziyaret edelim, ayakkabı alacağım” dedi. Ve birlikte dükkânına gittik. Amca mesleği gereği, ayakkabı dikiyordu. Deri ayakkabıları ve çantaları meşhurdu… Dükkâna girdiğimde, yaşlı, sıradan bir amca ile karşılaşacağımı zannederken, büyük bir âlimin olduğunu, sohbetinden ve dükkânın döşemesinden anlamak mümkündü:

-Ahhh… diyerek sohbetine devam ediyordu. Ara ara iç çekişi gözümün önünden hiç geçmedi uzun bir süre. Kızım çok özledim dedi. Buğulu bir ses ile.

-Neyi amca?

-İnsanlara Allah ve resulünü anlatmayı dedi.

-Anlat amca bir engel mi var?

Amca idam suçu ile yargılanmış, bütün hakları elinden alınmıştı. Tabii bir o kadar da toplum tarafından ezilmişti. Yoksa hukuk sistemi toplumun yaptığı tahrifata nazaran daha hafif bile gelirdi. Üç beş kişiye tebliğ hakkını hukuk elinden alamazdı. Bizim insanlarımızın, bazı kesimlerinin her şeye müstahak olduğunu düşünüyorum. Fakat böyle cevherleri aralarında tenzih ediyorum. Tıpkı kurtların içindeki kuzulara benziyorlar. Müslümanın müslümana yaptığı zulmü, Hıristiyanlar yapmaz. Bu kadar da net söyleyebilirim. Müslüman olarak karşımızdaki insanların sağlığını bozacak kadar bir zeka ve potansiyele sahibiz.. Fakat bu rahmani zekâ olamazdı. Amca belliki kazanmıştı. Fakat kaybeden biz zavallılar idik. Ha bir de merak edersiniz belki, ne yapıyor diye. O saadeti yaşıyor, emekli artık. Asıl bedbaht olan, geride kalanlar. Hakkı ile omuzlanmamış bir dava ve gönülsüz hamallar. Kimisi yarı yolda bırakır kaçar, kimisi şehit olur. Ne zaman davası uğruna çile çekmiş insan hayatlarına şahit olsam, şu dizeler dökülüverir, tıpkı su damlası gibi;

Eyvah, eyvah sakaryam sana mı düştü bu yük?

Bu dava hor,bu dava öksüz,bu dava büyük!...

***    ***    ***     ***

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal,

Hamallık ki, sonunda ne rütbe var nede mal,

Yalnız acı bir lokma zehirle pişmiş aştan,

Ve ayrılık anneden, vatandan, arkadaştan,

Sakarya şiirinden seçme dizeler…

“Eğer biz Kuran’ı bir dağın üzerine indirseydik, sen onu Allah korkusundan baş eğmiş, çatlamış olarak görürdün. Düşünsünler diye insanlara bu misali veriyoruz.” (HAŞR -21)

Sahi unutmuşuz değil mi? Kuran-ı Kerim insanlar üzerine indirilmişti. Çoğumuz, indirilen kutsal kitabın muhtevasını bile bilemeyiz. Salt cenaze zamanları akıllara gelir, büyük bir kitlenin. Ayrıca kendimiz okumadığımız gibi, okuyanlara ve manası üzerinde çalışanlara da mani oluruz..

-Sen bu kadar okuyorsun ya ne olacaksın?. Kaç lira maaş alacaksın? hacım.. hocam.. ha.ha.ha

-Ama Kuran-ı okumak ve hayata taşımak her müslümanın görevidir.

-Çok okuma kafayı yersin maazallah. Kızma evladım, ben cahilim bu kadarına aklım ermez.

-Madem cahilsiniz saygı değer büyüğüm, neden işime karışıyorsunuz.? Hem futbolcuların sahalarını, hatalarını iyi analiz ederken, sanatçıların hayatını yorumlarken, profesör oluyorsunuz. Dini yorumlama konusuna gelince cahil oluyorsunuz..

Ve… Kariyer yapmak, mevki sahibi olabilmek için başörtüsünü açan, sakalını kesen birçok Müslüman, şimdi nedamet içerisinde, iç huzura ulaşamamış, vicdan muhakemesi ile baş başa kalmış azınlık demek içimden geçer, ama çoğunluk.

Vahdet birliği ile ümmet bilincini taşıyarak, sabır azığı ile, aza kanaat ve hep birlikte:

Ellerimden tutulup, zincir vurulsa, dizlerim bu yolda koşup yorulsa,

Döner misin?diye şayet sorulsa,dönersem alçağım!...Allah yolunda


Bu yazı 861 kere okundu



Adınız Soyadınız :
E-mail :
Başlık :
Yorum :  
Güvenlik kodu :
   
Mümine yazar 16 Kasım 2008 12:57:14
son yazı

Kıymetli okurlarım;Bu yazım fıtratta yayınlanan son yazımdır.Bunun nedenini açıklamak istemiyorum.Size verdiğim bir yazı sözüm vardı o yazıyı da yazamayacağımı belirtmek isterim.Yapı olarak polemiklerden uzak bir kişi olmama rağmen,yazılarımın kıymetini bilecek,başka dünyalarda yer almak düşüncesindeyim.Sadece şu hususu belirteyim ki,yazdığım yazılarımın bazı şahıslar tarafından karalanmaya çalışması beni fazlası ile üzmüştür.Fıtrat ekibinden de çok memnun olduğumu,onlardan hiçbir sıkıntı yaşamadığımı belirtmek isterim.Irk ayrımı ile yazılarımın heba olmasına göz yummam sözkonusu olamaz.Kürt ırkına mensup olan,ama çoğu türk arkadaşı mevcut olan bir şahısım.Yine de hakkınızı helal edin...


ali k 10 Kasım 2008 10:30:35
İNSANBİLİM

Kuran insan üzenine indirildi....
Bu bağlam üzerine yola çıkmanın insan ruhuna ve kavrayışına çok şeyler kattığnı yazınızdan hissediyorum
saygılar sunuyorum....


 
DOSYA
 
FİDAN GÜNGÖR: HAYATI, MÜCADELESİ, FİKİRLERİ (SON)
PERSPEKTİF
 
  • M. ŞAKİR KOÇER
    Kandırmacanın İsmini Seçim Koymuşlar
  • M. ŞAKİR KOÇER
    Referandum Kandırmacası
  • İbrahim PUTKIRAN
    Bıktık Şu Virgül(,)lerden
  • ŞİİR
     
  • ABDURRAHMAN AŞKAN
    Kadir Gecesi
  • HİKMET KIZIL
    Eylül/üm
  • Gürsel ÇOPUR
    Yıkılan Kelebek Kanatları
  • AİLE
     
  • Bilinçli anne baba olmanın yolu
  • Gençlik Sorunları ve Çözümleri
  • Bu sıcaklarda neler yapılmaz
  • Haksöz Dergisinin Eylül 2010 Sayısı Çıktı!
    Özgün İrade Dergisinin 76.Sayısı Çıktı!
    İSLAMÎ KESİM VE DEĞİŞİM (Yeni) (19 YORUM)
    Değişim hayatın ve onu kuşatan mesajın dinamik boyutuna işaret etmekle birlikte bünyesinde yozlaşmayı da barındırabilen bir olgu. Bütün değişimler sancılıdır ve sorgulanmadan gerçekleşen değişimler yeni hüsran ve yanılgılara neden olabilir. İslamî kesimler ve tabiatıyla Müslüman bireyler değişim anaforunda yollarını bulmaya, istikametlerini korumaya çalışıyor. Dünya, yaşadığımız topraklar, insan p...>>>

     
      Referandumda nasıl bir tercihte bulunacaksınız?

      Evet
      Hayır
      Boykot

    Yönetim ne halkındır, ne halk tarafından yapılır, ne de halk içindir.

    - Noam Chomsky
     
     
    2390006
     

     
    19
     

      07 Eylül 2010 Salı