ORHAN ANTEP
Bazen durgun bazen hareketli, ama bir o kadar da sakin bir günün yorgunluğunun gölgesinde geçmişti; geçmişe bakıp geleceğe yön vermek veya geleceğe bakıp geçmişe yön vermek çağımızın kaçınılmaz gerçeklerindendir lakin her şey insanın istediği gibi olmuyor, geçmişi gelecek gibi ve geleceğin geçmiş gibi olması…
Dengesizlik tarih sahnesine adeta damgasını vurmuş; damgasını vurmakla kalmamış beynine derin izler bırakmıştı ve insanoğlu tabii olarak neresinde olduğunu sorgulaya gelmiştir hayatın ve tarihin…
Bazen çakallar düşünmüş bazen de düşündürmüşlerdi farkına bile varmadan bazen(iyi ki varsın(ız))diyesi geliyor insanın çakallara… Çünkü bu dünya âleminin çakallara ihtiyacı vardır gerçekten, nasıl ki toprağın suya ihtiyacı varsa; serçenin atmacaya bilirsiniz…
Bazen olur kapalı konserve kutusudur renk vermez insana insanın hareketleri bazen de canlandırır hüzünlerini unutulmuş…
Bazen de hüzünle canlandırır insanın beyninde ama her şeye inat bir keşmekeşlikle sarılır insan dört elle kaybettiklerine, bazen erken teşhis bazen de geç bile sayılamayan hatta teşhisi bile konulmayan hastalıklar kemirir insanın beynini usul usul… Ama unutmayalım unutmayalım bir gün keşfedilecek elbette fakat kim bilir belki gelecek nesil belki de bir sonraki gelecek nesil…
Sadece hatıra defterlerinde kalacak hatırlanması dahi istenmeyen olaylar dizisi yaşanacak belki de ama sıkıntı işteeee… Oysa bizler okullarda öğrendik, evde öğrendik ifade biçimlerini, o da ney…
Unutulmuş belki ama birileri de bekliyor heyecanla gelecek ifade biçimini kim bilir belki de çocuklar ifade edecektir geçmişlerini ve karşılaşacaktır hayatının gerçekleriyle fakat çok olacak belki, belki de daha zamanı gelmemiştir neme lazım…
Herkes şunun bilincinde belki yanıldığının işte o zaman belki gelir ifade edilmeyen ifade biçimleri, belki on yıl geçmiş olacak belki de… Sanki geçmemiş gibi algılayacak oysa çoktan geçmiş bile el kaldıracaksın durdurmaya ama nafile, durmaz artık çünkü yola çıkmıştır dönüyor dünya bir kere…
İntiraz, hüzün ve dehşet anları keşke diyecek ama içinden rahmani bir ses hayııırrrr, sakın keşke deme çünkü keşkeyi genelde şeytanın musallat olduğu kişiler kullanıyor deyip yoluna devam edeceksin fütursuzca…
Belki de hayatına kazandırdığın en büyük artı da budur zaten…
Evet, tüm bunlar olurken belki yaşlanacaksın ama ihtiyarlamak yok… İçini gençleştireceksin, coşacaksın inadına zorluklara karşı doğruya neyi silmiştik hayatımızdan zorlukları…
Her şey kolaydı artık zor diye bir şey yoktur ifade biçimlerinde bazen sevgi bazen nefret uyandırır insanda… Geç kalındığında sıkıntı oluşur Ramazan ayındasınız ve çok acıktınız saat iftara beş kalmış bide baktın ki komşu getirdi bir kap yemek almazsın ki beklersin sağ ol dersin başka bir ifadenin gölgesindeyim dersin içinden, iftarı beş geçe bir başka komşu yönelir kapına ona da dersin doğal olarak hayır bekliyorum daha ve bu, bu şekilde devam eder maalesef belli bir vakitten sonra gelmez olur artık komşuların ayak sesleri yorgun ve bitkinsin artık sen çünkü sahur gelmiştir artık biraz daha beklersin gelmeyeceğini bile bile…
Edilmeyeceğini bilsen bile o gizemli ifade biçimlerini… Sahuru da kaçırırsın… Ama bazen de sırf aç kalmamak için alel acele bir şeyler atıştıracaksın işte yorumsuz olan konu bu zaten, yorumu sen ekleyeceksin belki de ama okursan olayı tabi ki…
Hafızalarda geçiyordur belki de geçen sınavların da hayatımızın nasıl da sona bıraktı sana bıraktığımız hatırlar gibi oluyor insan lakin laf ortayadır herkes üzerine düşeni alır çünkü bu böyle gele gelmiştir zannedersem…
Bir çocuk düşünülür hareketleri bir de ne görürsün alırsın haberi çocuktan kendine dair bazen de alırsın çocuktan haberi kendine dair itirafçıdır o bazen bazen de yargılayıcı nasıl ki çocuk yalanın tarifini yaparken olayı kendi gerçekleriyle süslüyorsa… İşte bu dedirtecek hayatın süslü gerçekleri insanı tebessüme sevk eden…
VESSELAM