Editör
Ramazan, Arınma, Denkleştirme

Şeref Sidar
Doğu - Batı Kardeşliği

Muhammed Yıldırım
Referanduma Küçük, Siyasi Genel Affa Büyük EVET

M. Yasin Haskanlı
Kur’an ve İslamî Kimlik, Onurla Taşıdığımız Bir Yüktür

Zeki Savaş
Evet...

Nesip Hiçyılmaz
Sahih Düşüncenin Temel Koordinatları

Yavuz Yılmaz
Hakkârili Dosta…

Ahmet Kaya
Meselelere Bir Usul Dahilinde Yaklaşım Önceliğimiz Olmalıdır!

Necmiye İkra Yener
Semanın Seslendiği: Ey Şehid!

Kerem Enginsu
İnsanlığın kurtuluş Gemisi

Mustafa Naim
İdeal İle Reel Şartlar Arasında Başörtüsü Sorunu (6)

M. Sıddık Marsaklı
Tevhid (1)

Seyyid Muhammed Hüseyin Fadlullah


Mustafa AYDIN


Kürtler Nereye?


“Kürt sorunu”nu ilk silahın patladığı 1984-Ağustos ayından beri olayları yakından takip etmeye çalışan biri olarak, 30 yıl boyunca konuyla ilgili yazılar yazdım. Her bir yazı, o günün gelişen olaylarına ilişkin bir şahitliği/tanıklığı ifade eder.
 

 
 
 
25 Temmuz 2009
     Suskun Bilgenin Tenhasında Anksiyete

     Hikmet Kızıl

Kimsenin umurunda olmayan bir sessizlikle ölüm kaçıyordu gözlerine. Telleri koparılmış bir bağlama sessizliğinde bir sessizlikle susuyordu... Susarak düşünüyordu, düşünerek susuyordu...

 Suskunun çeşitli sebepleri olurdu: yanılgı... suçluluk... pişmanlık...
Hiçbiri değildi bu suskunluk.

 Enlemine boylamına bir suskunluk haritası çizmek zamanı gelseydi bunu çizecek bir sanatkar bulmak güçleşecekti. /tarih kıyadet edecekti./

Sartre’nin bulantısına denk bir bulantıyla öğürmek istiyordu içindeki çelişkileri./ tarih şehadet edecekti./

 Belleğini silip yeniden kurmak isteyişi sebepsiz değildi, içindeki sıkıntıya anksiyete demek hata olurdu. /vakanivüs not düşmeliydi./
Duvardaki saatin tik tak ‘arı duyuluyordu.

 Kavisli zamanlardan geçecekti, göğsü yarılıp inşirah bulacaktı, bulantıları geçecek, özlediği zamanları tekrar soluyacaktı, ama gözlerindeki ölüm, karanlık bir sokakta bedenini saran bir ürperti gibi büyüyordu.

 İnancını yitirmeden her sabah güneşe açtı gözlerini, sonbaharlar büyüttü parmaklarında, susku büyüttü sözlerinde bile..
Ay her gece batarken uyuyor, kendini geceye bir figür olarak koyuyordu, gece büyüyordu.

 Şehrin saçlarını eksterm uçlarında taradı durmadan. İçindeki kent ölüsünü bulantılarla kurarken kelimeler biledi yaşama dair.

“ey insanlar”! dedi bir gün, “ey insanlar!”
/kent kayıp gidiyordu avuçlarından../
“ey insanlar”!
“ kimlikleriniz
                   sesiniz
                        her şey ama  her şeyinizle
                                       koskoca hiçliksiniz..!”
Sustu...şehrin ışıklarına aldanmadan haykırdı sonra:
“ sesimiz suskunluğumuzdan başka
                                        yanan hiçliklerden öte...”

 Odalar dolusu  kanadı dudakları, kimliğini yitirmiş başka bir ses aradı. Ömrünü en ücra köşelere sıkıştırmıştı. Yedi coğrafyası çürümüş bir mozaikte suskunluğunu berkitmişti sadece...

 Belki de esas olan suskunluktu... suskuyla her şey daha güzeldi. Bir gazelhandan türküler duysa ne olurdu, bir dervişten hikmetler dinlese ... ya susku...?

 Üşüyen yerlerini geceyle sardı, bir şair duyarlılığıyla kavgaya tutuştu karanlıklarla, hesaplaştı. Hiçbir kalem eline uymadığından tek satır bile düşüremedi kağıtlara...
 
Not düşüldü:   Şair... doğum:?..../  ölüm:...? hayatı hakkında bilgi yok ( bkz. Yitik şairler tezkiresi...)

 Yağmurlar yağdığında hatırlandı sadece şehrin mahzun kara çocuklarınca...
Ve sesler vardı sessizliği dokunan.. Akşamlar eriyordu, kelimeler çarpıyordu duvarlara, kanatsız cümleleri vardı maverada uçuşan...

 Yalnız bırakılan bir yıldız gibi sustu, ezberlediği tenhadan ve sözlerden geçti... Erbain yazıldı...
Külün ateşten yana tavrı değişmişti, yanan ile yakılan, yakılan ile yanan birleşmişti ve değişmişti yanan iki kalbin yerleri...

 Yerli yerinde kalan susmanın bereketi, ateşle kadirşinas bir ünsiyet peyda etmişti. Şuara seçkin cümlelerle tahkiye ediyordu onulmaz bir acının şeceresini.

 Tarih: yok...
Şatt-ül arap sokulup Dicleye çağlayarak aktı, umman durmadan kirlendi, kargaşanın boşluğuna düşen insanlık gölgelere aldandı. Dicle gizledi gözlerini, Fırat kırıldı içinden. Safir duygular yürüdü nehirlerden.

 Şair yine not düşmedi..

“iyi ama kim yazacak bunu
tarih okuma yazma bilmiyor ki
üstelik aradığınız zamana ulaşılmıyor...”


Dipnot: Şair bilge suskunluğuyla ücra bir mezarlıkta yaşıyor ve kimse yazsın istemiyor hikayesini. Ben tahkiyenin yalancısıyım....


Bu yazı 250 kere okundu



Adınız Soyadınız :
E-mail :
Başlık :
Yorum :  
Güvenlik kodu :
   
Zeynep Karataş 01 Eylül 2009 16:02:52
Suskun Bilge'ler konuşmalı artık...

Münzevi adamlar gün yüzüne çıkmadıkça Hira'da kalacak sanıyorum bütün vahiyler...Bilgeliği mermer saraylara ve o sarayların kiracıları yani ölüler mi saklayacağız :( Suskuyla düzelmiyor düzen -sizlik...Ya şimdi söylemek lazım sessizliğe dokundurarak ya da susmak lazım ölüler kervanına katılarak...Saygılar ...


 
DOSYA
 
FİDAN GÜNGÖR: HAYATI, MÜCADELESİ, FİKİRLERİ (SON)
PERSPEKTİF
 
  • M. ŞAKİR KOÇER
    Kandırmacanın İsmini Seçim Koymuşlar
  • M. ŞAKİR KOÇER
    Referandum Kandırmacası
  • İbrahim PUTKIRAN
    Bıktık Şu Virgül(,)lerden
  • ŞİİR
     
  • ABDURRAHMAN AŞKAN
    Kadir Gecesi
  • HİKMET KIZIL
    Eylül/üm
  • Gürsel ÇOPUR
    Yıkılan Kelebek Kanatları
  • AİLE
     
  • Bilinçli anne baba olmanın yolu
  • Gençlik Sorunları ve Çözümleri
  • Bu sıcaklarda neler yapılmaz
  • Haksöz Dergisinin Eylül 2010 Sayısı Çıktı!
    Özgün İrade Dergisinin 76.Sayısı Çıktı!
    İSLAMÎ KESİM VE DEĞİŞİM (Yeni) (19 YORUM)
    Değişim hayatın ve onu kuşatan mesajın dinamik boyutuna işaret etmekle birlikte bünyesinde yozlaşmayı da barındırabilen bir olgu. Bütün değişimler sancılıdır ve sorgulanmadan gerçekleşen değişimler yeni hüsran ve yanılgılara neden olabilir. İslamî kesimler ve tabiatıyla Müslüman bireyler değişim anaforunda yollarını bulmaya, istikametlerini korumaya çalışıyor. Dünya, yaşadığımız topraklar, insan p...>>>

     
      Referandumda nasıl bir tercihte bulunacaksınız?

      Evet
      Hayır
      Boykot

    Yönetim ne halkındır, ne halk tarafından yapılır, ne de halk içindir.

    - Noam Chomsky
     
     
    2390259
     

     
    11
     

      07 Eylül 2010 Salı