Editör
Ramazan, Arınma, Denkleştirme

Şeref Sidar
Doğu - Batı Kardeşliği

Muhammed Yıldırım
Referanduma Küçük, Siyasi Genel Affa Büyük EVET

M. Yasin Haskanlı
Kur’an ve İslamî Kimlik, Onurla Taşıdığımız Bir Yüktür

Zeki Savaş
Evet...

Nesip Hiçyılmaz
Sahih Düşüncenin Temel Koordinatları

Yavuz Yılmaz
Hakkârili Dosta…

Ahmet Kaya
Meselelere Bir Usul Dahilinde Yaklaşım Önceliğimiz Olmalıdır!

Necmiye İkra Yener
Semanın Seslendiği: Ey Şehid!

Kerem Enginsu
İnsanlığın kurtuluş Gemisi

Mustafa Naim
İdeal İle Reel Şartlar Arasında Başörtüsü Sorunu (6)

M. Sıddık Marsaklı
Tevhid (1)

Seyyid Muhammed Hüseyin Fadlullah


Mustafa AYDIN


Kürtler Nereye?


“Kürt sorunu”nu ilk silahın patladığı 1984-Ağustos ayından beri olayları yakından takip etmeye çalışan biri olarak, 30 yıl boyunca konuyla ilgili yazılar yazdım. Her bir yazı, o günün gelişen olaylarına ilişkin bir şahitliği/tanıklığı ifade eder.
 

 
 
 
04 Eylül 2009
     Adalet ve Zulüm

     Visal Nur Buğra

Adalet; hakkı yerine koymak, eşitlik ilkesi, doğru ile eğriyi ayıran tek eksen. Adaletin olmadığı toplumlarda, tam tezat olan bir kelime olarak zulüm baş gösterir. Adalet bir kemal sıfatı olmak ile birlikte oluşumu ilahi iradeye dayanır. Şayet beşeri hayatta el-adl isminin vukuu bulması için, zihinlerde mevzu edilen kelimenin inkişaf etmesi ve müdavemet göstermesi hasebi ile adaletin realitede yaşanması şarttır.

 

Adalet, ağaçlara su vermektir. Zulüm ise dikeni sulamaktır. Adalet bir nimeti yerine yerleştirmek, Hak sahibine hakkının teslim edilmesi. Zulüm ise, nimeti yerinde kullanmamak. Bu tavrı-u hareket tüm belaların kaynağıdır.

Kâinat sistemi adalet düzeni kurallarına göre dizayn edilmiştir. Bu ilkenin tekâmülü, önce ahlakta, sonra ise zihinlerde müşahede edilerek kökleşir ve daha sonra dışa sirayet eder.

 

Efendimiz s.a.v bir hadis-i şerifinde “Sizden her kim bir kötülük görür ise onu eli ile düzeltsin, şayet gücü yetmez ise, dili ile düzeltsin, ona da güç yetiremez ise, kalbi ile buğz etsin. Kalp ile buğz imanın en zayıf noktasıdır.” buyurmuşlardır.

 

Kuran-ı kerimde adalet kavramı da aşikâr bir şekilde vurgulanmaktadır.

“Allah göğü yükseltti ve her şey için bir ölçü koydu. Siz de asla ölçüden şaşmayınız. Yaptıklarınızı adaletle tartın ve ölçüyü eksik tutmayın. “(Rahman–7–8)

 

Kâinatın kitabında adalet üzerinde bu kadar duruluyor ise,  yüce Mevla kâinatı halk eder iken adalet sistemi üzerine dikte etti ise, beşeriyetin de bu düzene tabii olması icab eder. Aksi halde çatışmalar, zıtlıklar meydana gelir. Adalet duygusu gelişmemiş, zihinler hasta bir halet-i ruhiye içerisinde, sinelerdeki öfke bireyi, zalim olma yolunda ilk adımı attırır.

 

Allahu teala, ilk Âdem Aleyhisselamı yaratmadan önce meleklere, bu durumu kuran-ı kerimde şöyle anlatır.

“Bir zamanlar rabbin meleklere: ‘Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım’ demişti. (melekler)’orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın. Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve takdis ediyoruz.’ (Rabbin) ‘ben sizin bilmediklerinizi bilirim’ (Bakara, 30)

Adalet sahibi demek, kimseye zulüm etmeyen, yaptığı işi adil yapan, verdiği hükümde adaletten ayrılmayan demektir.

 

Zamanımızda maalesef bu sistemde idare eden çok az idareci vardır. “El Adl” Allah’ın isimlerinden bir isim olup, beşer üzerinde de taalluk eder.

 

Zulüm ise payidar olmaz, baki kalmaz. Bu konuda şair ne manidar söylemiş:

 

Zulüm baki kalmaz bilin,

Susmasın konuşsun dilin,

Altı vardır bilin yerin,

                                 

Zulüm ehli bilinecek,

Cehennemde sürünecek,

                                   

Gölgesi baki kalacak,

Zannetme sefa sürecek,

Ölüp, ölüp dirilecek.

                                         

Zülüm faili tarafından işlenen bir fiildir. Bu fiili işleyen kimseye “zalim” deriz. Zalim kimse işlediği fiilin ne kadar dehşet verici sonuçlara gebe olduğunu bilemez. Dünya ve ahiret hayatında, mutsuz, bedbaht ve sürekli beddua almış, amelleri ifsat olmuş, yerin üstü kadar, altının da var olduğunu, müşahede etmeden, zorba bir tavır ve eda ile tedavisi mümkün olmayan bir illetin içerisine hapsolmuştur.

 

Zalim zulmünü ede dursun, mazlum hakka tabiidir. İlahi adalet, er ya da geç vukuu bulacaktır.


Bu yazı 323 kere okundu



Adınız Soyadınız :
E-mail :
Başlık :
Yorum :  
Güvenlik kodu :
   
şeref sidar 08 Eylül 2009 03:56:43
selam

adalet er geç vukuu bulacaktır. adiller de zalimler de kendilerine hazırlanmış mekanlara gidecektir/ geirecektir. zalimler için yaşasın cehennem.
Allah muvaffak etsin devaı hayırlara vesile olsun inş.


 
DOSYA
 
FİDAN GÜNGÖR: HAYATI, MÜCADELESİ, FİKİRLERİ (SON)
PERSPEKTİF
 
  • M. ŞAKİR KOÇER
    Kandırmacanın İsmini Seçim Koymuşlar
  • M. ŞAKİR KOÇER
    Referandum Kandırmacası
  • İbrahim PUTKIRAN
    Bıktık Şu Virgül(,)lerden
  • ŞİİR
     
  • ABDURRAHMAN AŞKAN
    Kadir Gecesi
  • HİKMET KIZIL
    Eylül/üm
  • Gürsel ÇOPUR
    Yıkılan Kelebek Kanatları
  • AİLE
     
  • Bilinçli anne baba olmanın yolu
  • Gençlik Sorunları ve Çözümleri
  • Bu sıcaklarda neler yapılmaz
  • Haksöz Dergisinin Eylül 2010 Sayısı Çıktı!
    Özgün İrade Dergisinin 76.Sayısı Çıktı!
    İSLAMÎ KESİM VE DEĞİŞİM (Yeni) (19 YORUM)
    Değişim hayatın ve onu kuşatan mesajın dinamik boyutuna işaret etmekle birlikte bünyesinde yozlaşmayı da barındırabilen bir olgu. Bütün değişimler sancılıdır ve sorgulanmadan gerçekleşen değişimler yeni hüsran ve yanılgılara neden olabilir. İslamî kesimler ve tabiatıyla Müslüman bireyler değişim anaforunda yollarını bulmaya, istikametlerini korumaya çalışıyor. Dünya, yaşadığımız topraklar, insan p...>>>

     
      Referandumda nasıl bir tercihte bulunacaksınız?

      Evet
      Hayır
      Boykot

    Yönetim ne halkındır, ne halk tarafından yapılır, ne de halk içindir.

    - Noam Chomsky
     
     
    2390117
     

     
    12
     

      07 Eylül 2010 Salı