Visal Nur Buğra
Adalet; hakkı yerine koymak, eşitlik ilkesi, doğru ile eğriyi ayıran tek eksen. Adaletin olmadığı toplumlarda, tam tezat olan bir kelime olarak zulüm baş gösterir. Adalet bir kemal sıfatı olmak ile birlikte oluşumu ilahi iradeye dayanır. Şayet beşeri hayatta el-adl isminin vukuu bulması için, zihinlerde mevzu edilen kelimenin inkişaf etmesi ve müdavemet göstermesi hasebi ile adaletin realitede yaşanması şarttır.
Adalet, ağaçlara su vermektir. Zulüm ise dikeni sulamaktır. Adalet bir nimeti yerine yerleştirmek, Hak sahibine hakkının teslim edilmesi. Zulüm ise, nimeti yerinde kullanmamak. Bu tavrı-u hareket tüm belaların kaynağıdır.
Kâinat sistemi adalet düzeni kurallarına göre dizayn edilmiştir. Bu ilkenin tekâmülü, önce ahlakta, sonra ise zihinlerde müşahede edilerek kökleşir ve daha sonra dışa sirayet eder.
Efendimiz s.a.v bir hadis-i şerifinde “Sizden her kim bir kötülük görür ise onu eli ile düzeltsin, şayet gücü yetmez ise, dili ile düzeltsin, ona da güç yetiremez ise, kalbi ile buğz etsin. Kalp ile buğz imanın en zayıf noktasıdır.” buyurmuşlardır.
Kuran-ı kerimde adalet kavramı da aşikâr bir şekilde vurgulanmaktadır.
“Allah göğü yükseltti ve her şey için bir ölçü koydu. Siz de asla ölçüden şaşmayınız. Yaptıklarınızı adaletle tartın ve ölçüyü eksik tutmayın. “(Rahman–7–8)
Kâinatın kitabında adalet üzerinde bu kadar duruluyor ise, yüce Mevla kâinatı halk eder iken adalet sistemi üzerine dikte etti ise, beşeriyetin de bu düzene tabii olması icab eder. Aksi halde çatışmalar, zıtlıklar meydana gelir. Adalet duygusu gelişmemiş, zihinler hasta bir halet-i ruhiye içerisinde, sinelerdeki öfke bireyi, zalim olma yolunda ilk adımı attırır.
Allahu teala, ilk Âdem Aleyhisselamı yaratmadan önce meleklere, bu durumu kuran-ı kerimde şöyle anlatır.
“Bir zamanlar rabbin meleklere: ‘Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım’ demişti. (melekler)’orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın. Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve takdis ediyoruz.’ (Rabbin) ‘ben sizin bilmediklerinizi bilirim’ (Bakara, 30)
Adalet sahibi demek, kimseye zulüm etmeyen, yaptığı işi adil yapan, verdiği hükümde adaletten ayrılmayan demektir.
Zamanımızda maalesef bu sistemde idare eden çok az idareci vardır. “El Adl” Allah’ın isimlerinden bir isim olup, beşer üzerinde de taalluk eder.
Zulüm ise payidar olmaz, baki kalmaz. Bu konuda şair ne manidar söylemiş:
Zulüm baki kalmaz bilin,
Susmasın konuşsun dilin,
Altı vardır bilin yerin,
Zulüm ehli bilinecek,
Cehennemde sürünecek,
Gölgesi baki kalacak,
Zannetme sefa sürecek,
Ölüp, ölüp dirilecek.
Zülüm faili tarafından işlenen bir fiildir. Bu fiili işleyen kimseye “zalim” deriz. Zalim kimse işlediği fiilin ne kadar dehşet verici sonuçlara gebe olduğunu bilemez. Dünya ve ahiret hayatında, mutsuz, bedbaht ve sürekli beddua almış, amelleri ifsat olmuş, yerin üstü kadar, altının da var olduğunu, müşahede etmeden, zorba bir tavır ve eda ile tedavisi mümkün olmayan bir illetin içerisine hapsolmuştur.
Zalim zulmünü ede dursun, mazlum hakka tabiidir. İlahi adalet, er ya da geç vukuu bulacaktır.