Editör
Ramazan, Arınma, Denkleştirme

Şeref Sidar
Doğu - Batı Kardeşliği

Muhammed Yıldırım
Referanduma Küçük, Siyasi Genel Affa Büyük EVET

M. Yasin Haskanlı
Kur’an ve İslamî Kimlik, Onurla Taşıdığımız Bir Yüktür

Zeki Savaş
Evet...

Nesip Hiçyılmaz
Sahih Düşüncenin Temel Koordinatları

Yavuz Yılmaz
Hakkârili Dosta…

Ahmet Kaya
Meselelere Bir Usul Dahilinde Yaklaşım Önceliğimiz Olmalıdır!

Necmiye İkra Yener
Semanın Seslendiği: Ey Şehid!

Kerem Enginsu
İnsanlığın kurtuluş Gemisi

Mustafa Naim
İdeal İle Reel Şartlar Arasında Başörtüsü Sorunu (6)

M. Sıddık Marsaklı
Tevhid (1)

Seyyid Muhammed Hüseyin Fadlullah


Mustafa AYDIN


Kürtler Nereye?


“Kürt sorunu”nu ilk silahın patladığı 1984-Ağustos ayından beri olayları yakından takip etmeye çalışan biri olarak, 30 yıl boyunca konuyla ilgili yazılar yazdım. Her bir yazı, o günün gelişen olaylarına ilişkin bir şahitliği/tanıklığı ifade eder.
 

 
 
 
06 Şubat 2010
     Silahlar sussun, insanlar konuşsun!

     Hasan CEMAL

BRÜKSEL


Bir Lübnan lokantasında geçen çarşamba akşamı Urfalı Kürt aşçının enfes kebaplarını yerken, aynı zamanda Kürt sorunu, demokratik açılım ve PKK’yı konuşuyoruz.
Gözlerden uzak bir köşedeki masada dört kişiyiz. Kongra Gel’in Başkanı Remzi Kartal, eski Başkan ve KCK Yürütme Konseyi üyesi Zübeyr Aydar ve Oral Çalışlar’la ben.
Remzi Kartal’la Zübeyr Aydar çok uzun yıllardır Brüksel’de sürgünde yaşıyor. Avrupa’daki Kürt Diasporası’nın en önde gelen isimleri. Kartal’la Aydar’ın ağzından çıkanlar, tabii, PKK’nın ne düşündüğüne de ışık tutuyor.
Çarşamba akşamı bizimle buluşmaya gelirken, Kongra Gel’le KCK’nın o gün yayımladıkları bildiriyi de getirdiler.
“Demokratik çözüm ve barış deklarasyonu” başlığını taşıyan bildirinin sözleri sert ama özünde yumuşak olduğu söylenebilir.

 SİLAHSIZ ÇÖZÜM!

Hükümetin ‘demokratik açılımı’ yerden yere vurulmakla birlikte, kapının yine de aralık tutulduğu söylenebilir. Ateşkes ya da PKK’nın deyişiyle eylemsizlik kararına son verilmiş değil bildiride.
Remzi Kartal, “Bu bildiriyi tam olarak eylemsizlik diye yorumlamak doğru olmaz” diyor ama,”Eylemsizlik bitti” de demiyor.
Silah çözüm değildir havası hem bildiride yer alıyor, hem de sohbetimizde öne çıkıyor. Bu bakımdan bildirideki şu cümle ilginç:
“Her şeye rağmen bugün Kürt sorununda barışçıl demokratik yöntemlerle sorunu çözme koşulları her zamankinden daha fazla olgunlaşmıştır.”
Avrupa Parlamentosu çatısı altında iki gün süren Kürt konferansında Erdoğan hükümetine yönelik olarak kendini belli eden hayal kırıklığı ve tepki havası, Kartal ve Aydar ikilisinde de çok belirgin.
Demokratik açılım bir aldatmaca olarak niteleniyor.
Remzi Kartal ve Zübeyr Aydar’la sohbet ederken aldığım notlara gelince...
Demokratik açılım için hükümet düğmeye bastığında, beklenti çıtasının çok yüksek olduğunu, bu nedenle hayal kırıklığının da büyük olduğunu belirtiyor ikisi de.
Şu cümle ilginç:
“Açılım önce Türklere yönelik olmalıydı. Başbakan önce Türkleri ikna etmeye çalışmalıydı. Bunun için 81 vilayete gideceğini söylemişti ama arkası gelmedi. Bunun yerine bazı Kürt illerine gitti.”

 AKP’NİN SEÇİM İNTİKAMI...

2008 yılı Aralık ayındaki PKK’nın Aktütün baskınından hemen sonra örgüt gizlice eylemsizlik kararı almış, ilan etmemiş, fakat Ankara’nın haberi olmuş bundan... PKK tam Nevruz öncesi, 2009’un 19 Mart günü, yerel seçimlerden on gün önce eylemsizliği açıklamış.
Murat Karayılan’ın Kandil’de bana geçen mayıs ayında söylediğini Kartal’la Aydar da yineliyor:
“2009 yılı kışı son 25 yılın en sakin kışı oldu. Türkiye içinde askeri operasyon yapılmadı. Yani ordu AKP’ye seçim kıyağı yaptı. Ama seçimler biter bitmez, operasyonlar da başladı.”
Fakat şunu da teslim ediyorlar:
“Asker de operasyonlar konusunda frene bastı. Ancak nokta operasyonları devam etti.”
Yerel seçimlerden sonra 14 Nisan 2009’da KCK’ya yönelik tutuklama operasyonlarının dalga dalga büyüdüğünü, yaz ortasında düğmeye basılan ‘demokratik açılım’la birlikte durulduğunu, ancak DTP’nin kapatılmasından sonra operasyonların patladığını belirtiyorlar.
Özetle diyorlar ki:
“12 Eylül askeri darbesinden beri bu boyutlarda kitlesel tutuklama görülmedi. Neredeyse askeri darbeden farksız. Altı yedi bin kişi gözaltına alındı. Özellikle son seçimlerde aktif olanlar içeri alındı. AKP seçim sandığında yapamadığını polisle yapmaya başladı. Örgütsel altyapımız tahrip ediliyor. Şurası çok açık: AKP bizden yerel seçimlerdeki yenilgisinin intikamını alıyor.”

HABUR’LA İLGİLİ   ANKARA BEKLENTİSİ...

Kartal’la Aydar, Öcalan’dan “Başkanımız” diye söz ediyorlar:
“Başkanımız geçen yaz demokratik çözüm için bir yol haritası hazırladı. El yazısıyla 156 ya da 160 sayfa tutan bu çalışmasını 21 Ağustos 2009’da İmralı’da cezaevi idaresine verdi. Savunma değildir, kimseye verilmeyecek gerekçesiyle devlet kendi elinde tuttu. 30 Ağustos öncesinde ise Başbuğ’un ‘kırmızı çizgiler’ konuşması geldi, sanki bu yol haritasına yanıt niteliğinde... Başbuğ’un bu konuşmasında Baykal’ın kışkırtması da rol oynadı.”
Habur konusuna gelince, özetle söyledikleri şu:
“Açılımda bir tıkanıklık yaşanıyordu. Bir şeyler yapılması konusunda bize Ankara’dan bazı beklentiler ulaştı. 19 Ekim’deki Habur’a gelişler son derece iyi niyetle düzenlendi. 25 yıldır dağdan sadece cenaze indirilmişti. Şimdi ilk defa canlı Kürtler geliyordu. Bu da bir barış sevinci yarattı Kürtler arasında.”
Yedi askerin şehit olduğu PKK’nın Reşadiye saldırısını sorunca yanıt şu oluyor:
“4 Aralık’ta Cudi operasyonu oldu, iki arkadaşımız öldü. 6 Aralık’ta da Reşadiye...”
Erdoğan hükümetinin, Ak Parti’nin Kürt sorununa ilişkin çözüm niyetini ve içtenliğini sohbet boyunca sürekli sorguluyorlar:
“Bu hükümetin baştan itibaren herhangi bir çözüm projesi yoktur. Kervan yolda düzülür anlayışı damgasını vuruyor. Bireysel haklar bağlamında ufak tefek kültürel kırıntılarla Kürtleri avutmak, ikna etmek istiyorlar. PKK’yı daha ince yöntemlerle çözmek, tasfiye etmek niyeti yani... Oysa biz özgür ve eşit yaşamak istiyoruz. Tutuklama dalgası bir sivil operasyon. Anlaşılan sonra askeri operasyonlar gelecek.”

 “HER ŞEY BİR   GÜNDE BİTMEZ!”

Peki sonuç?..
Bahar aylarıyla birlikte yine ölüm haberleri, kan ve gözyaşı mı?.. Bu soru “Evet öyle!” diye yanıtlanmıyor:
“Elbette silah çözüm değil. Bütün bunlara, olumsuzluklara rağmen biz de her şeyin bir günde olup bitmesini beklemiyoruz. Silahsız çözümden yanayız. Bunun için en başta siyasi ve askeri operasyonlar dursun. Ama bu arada tutuklanan KCK’lılar bir an önce serbest bırakılsın. Başkanımıza dönük tecrit kaldırılsın ve muhatap alınsın.”
Başbakan Erdoğan’ın niyeti sürekli sorgulanıyor:
“Kürt sorununu gerçekten çözmek istiyor mu? Niyeti var mı, yok mu? Kürt sorununu hakikaten hissediyor mu? Kürtleri eşit vatandaşlar olarak görebiliyor mu?”
Remzi Kartal ve Zübeyr Aydar’la perşembe gecesi de bu kez bir İtalyan restoranında buluştuk, sohbet ettik.
Aydar, vedalaşırken şöyle dedi:
“Silahlar konuşacağına, insanlar konuşsun!”
Arkasından ekledi:
“Tabii tüm silahlar sussun. Ve bizi Türk  yapmaktan vazgeçsin devlet.” 
Bir gün daha bu konuya devam.

Milliyet


Bu yazı 83 kere okundu



Adınız Soyadınız :
E-mail :
Başlık :
Yorum :  
Güvenlik kodu :
   


 
DOSYA
 
FİDAN GÜNGÖR: HAYATI, MÜCADELESİ, FİKİRLERİ (SON)
PERSPEKTİF
 
  • M. ŞAKİR KOÇER
    Kandırmacanın İsmini Seçim Koymuşlar
  • M. ŞAKİR KOÇER
    Referandum Kandırmacası
  • İbrahim PUTKIRAN
    Bıktık Şu Virgül(,)lerden
  • ŞİİR
     
  • ABDURRAHMAN AŞKAN
    Kadir Gecesi
  • HİKMET KIZIL
    Eylül/üm
  • Gürsel ÇOPUR
    Yıkılan Kelebek Kanatları
  • AİLE
     
  • Bilinçli anne baba olmanın yolu
  • Gençlik Sorunları ve Çözümleri
  • Bu sıcaklarda neler yapılmaz
  • Haksöz Dergisinin Eylül 2010 Sayısı Çıktı!
    Özgün İrade Dergisinin 76.Sayısı Çıktı!
    İSLAMÎ KESİM VE DEĞİŞİM (Yeni) (19 YORUM)
    Değişim hayatın ve onu kuşatan mesajın dinamik boyutuna işaret etmekle birlikte bünyesinde yozlaşmayı da barındırabilen bir olgu. Bütün değişimler sancılıdır ve sorgulanmadan gerçekleşen değişimler yeni hüsran ve yanılgılara neden olabilir. İslamî kesimler ve tabiatıyla Müslüman bireyler değişim anaforunda yollarını bulmaya, istikametlerini korumaya çalışıyor. Dünya, yaşadığımız topraklar, insan p...>>>

     
      Referandumda nasıl bir tercihte bulunacaksınız?

      Evet
      Hayır
      Boykot

    Yönetim ne halkındır, ne halk tarafından yapılır, ne de halk içindir.

    - Noam Chomsky
     
     
    2389854
     

     
    13
     

      07 Eylül 2010 Salı