8 Şubat, Kürdistan'ın seçkin alimlerinden olan, mücadeleci ve mübâriz Molla İhsan Yeşilırmak'ın şahadet yıldönümüdür. Sahih İslamî düşüncenin neşv-ü nemâ bulması uğrunda hayatını fedâ eden aziz şehidimizi rahmet ve minnetle yad ediyoruz.
Bu vesileyle Sayın Mucteba Karadeniz'in yazısını tekrar yayınlıyoruz.
ŞEHİD SEYDA MELA İHSAN
Şehid –şahid…
Âlim-amil…
Vaqar-xaşyet…
Zühd-taqva…
Kürdistan anılınca akla hep mazlumiyet, mahrumiyet, mağduriyet gelir. Kürdistan’da yaşayan hemen her fert bu mazlumiyeti iliklerine kadar yaşamıştır ve yaşamaya devam ediyor. Kürdistan’ın yaşadığı mahrumiyetlerin en başında da ilim, âlim ve ilmiyle amil âlimler gelir. İlim erbabı yok değil; ama ilmiyle amil âlimler yok denecek kadar azdır. Bir elin parmakları adedince…
Peygamber Efendimiz (sav)’in “Âlimler peygamberin varisleridirler…” peygambere hakkıyla varis olacak âlimler, peygamberin yokluğunda onun misyonunu yüklenecek, tıpkı peygamber gibi insanları tevhid dinine davet eden, hayatını tevhid üzere devam ettiren, insanlara tevhidi hakikatleri peygamber gibi cesurca anlatan âlimler, her an halkın içinde halkla iç içe ve hakkı halkın içinde kaim kılmak için gayret eden âlimler…
Yine Peygamber Efendimiz (sav)’in “Allah’tan hakkıyla ancak âlimler korkar…” fermanına Allah’tan başka hiç kimseden ve hiçbir merciden korkmayan, bunu fiili olarak gösteren. İlmini sadece Allah’ın rızası ve Allah’ın dininin yüceltilmesi için sarf eden. Bu uğurda kimseden çekinmeyen bir âlim… İmam Ebu Hanife, İmam Şafii, İmam İbn Teymiyye vb. binlerce âlim gibi Allah yolunda bedel ödeyen bir âlim…
Ahiretini birkaç kuruşluk dünya menfaati karşılığında satmayan, dünyada bir yolcu misali ve dünyaya kalabilecek kadar değer veren, dünya malını ve dünyalığı putlaştırmayan bir âlim…
Bu ve daha sayamadığımız vasıfları kendisinde toplayan bir âlimi yaşadığımız coğrafyada bulmak, onunla haşir-neşir olmak, sorunlarımız olduğunda gönül huzuruyla gidip gecenin herhangi bir vaktinde dahi kapısını çalabileceğimiz, dizinin dibinde oturabileceğimiz âlimlere bugün her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır. Ve bugün Müslümanların içinde bulundukları sorunlara çözüm bulamamalarının en başta gelen sebeplerinden bir tanesi de gerçek âlimlerden yoksun oluşumuzdur.
Ama bir hakikattir ki tarihimizde öyle ilmiyle amil insanlara ve öyle âlimlere şahid olmuşuz ki bu âlimlere gıpta etmemek, onların şahsında “tıpkı sahabe gibiydi” demekten insan kendini alamıyor.
Seyda, tıpkı sahabe gibi bir yaşantıya sahipti, biz bu söylemi herkes için kullanamayız ama Şehid Seyda Mela İhsan’ı anlattığımızda bunu kullanmayı gönül huzuruyla ve yaşantısının bir bölümüne, yaklaşık beş yılına şahit olduğumdan gönül huzuruyla söyleyebilirim.
Seyda Gercüş’ün bir köyünde fahri imamlık yaparken köyüne sığmaz, saf ve tevhidi islam’ı daha fazla kimlere ulaştırabilirim, kimlerle vahdeti konuşabilirim, kimlerle ümmetin problemlerini konuşabilir, çözüm üretebiliriz diye hayıflanır ve daha şehrin sakinleri derin uykudayken Müslümanların kapıların çalar, onları uykudan uyandırır ve evlerinde çözüm için kendilerini dinler, kendisi çok konuşmaz ama içinde volkanlar olan bir dağa benzerdi. Her an küfrün beynini patlatırcasına patlayacak kadar sarp bir dağ…
Seyda Gercüş’te imamlık yaptığı zaman zarfında gerek köyünde ve gerekse çevre köylerde örnek yaşantısıyla ve islami kişiliğiyle haklı bir yer edinmişti. Ta ki artık Batman’da daha fazla verimli olabileceğine karar verene dek.
Batman İslami hareketi ve Batmanlı Müslümanlar denilince akla ilk gelenlerdendi Seyda Mela İhsan. Birçok kişi üzerinde emeği vardı, birçok kişinin hidayetine vesile oldu; birçok kişinin inhiraf ve sapmalardan korunmasına vesile oldu. Bugün onun ders halkasından geçen gençler birçok yapıda temel taşı oluşturuyorlar; bazıları ilahiyat fakültelerinde araştırma görevlisi, bazıları öğretmen, imam v.b. ve bazıları da tıpkı Seyda gibi hiçbir maddi göreve talip olmadan hiçbir dünyevi beklenti içinde olmadan Allah rızası için bir gayret içindedirler.
Seyda, Batman’ı haklı İslami bir kimliğe, İslami bir yapıya kavuşturmak için elinden gelen gayreti sarf ederek gecesini gündüzüne kattı. İlmiyle amil bir âlimden bekleneni asla ihmal etmeden…
Seyda, bazen bir hasta ziyaretinde, bir taziyede, bazen çarşıda bir yaşlının hal-hatırını sorarken, bazen de bir gençle muhabbet ederken, bazen de yolda gördüğü bir çocuğun halini sorarken görülürdü…
Seyda, mollalarla müzakerelerde bulunur, imam-hatip lisesinde okuyan gençlerle dini, ilmi, ahlaki, ibadi ve irfani sohbetler yapar, onlara istikametten sapmamalarını, tüm mü’minleri kardeş bilmelerini, herkesle hak ve itidal ölçüleri içinde geçinmelerini tavsiye eder, liseli gençlerle sohbet eder, esnafla da benzer sohbetlerde bulunurdu. Akşamları birkaç müslümanla birlikte Batmanın bir köyüne gider, genellikle gittiği köydeki insanlarla camide sohbet ederdi.
Seyda, kendisiyle oturanlara, her daim hangi gruptan olursa olsun Müslümanlara karşı sevgi, saygı, kardeşlik, merhamet ve dayanışmayı, karşılıklı diyalog ve karşılıklı hoşgörüyü tavsiye ederdi.
Seyda, istikamet üzere bir hayat ve az konuşan, Müslümanları dinleyen onların sorunları olduğunda daima dinleyip çözüm için somut adımlar atan biriydi. O herkese yetenek ve imkânlarına göre görev verir ve onları fıtraten meyilli olduğu tarafa yönlendirirdi.
"Kendisine ben imam olmak istiyorum" diyen bir gence: “Senin sayısalın çok güzel bunu değerlendir ve sayısalla girebileceğin bir yer tercih et” demesi o gün çok manidardı.
Yine tebliğ için gittikleri bir köyde ki bir vatandaşın, “Benim zekâtım çoktur, birilerini gönderseniz bir pay da size versem” demesine karşılık Seyda’nın: “senin köyündeki fakirler bizden daha müstehaktırlar” sözünden çok etkilenmiş ve “Ben şu ana kadar bir imamdan zekâtı almıyorum sözünü işitmemiştim, işittiğim ilk imamdır” demişti.
Seyda’nın şahadeti de tıpkı hayatı gibi haqqa şahitlik etti.
O’nun İslam uğruna sarf ettiği gayretlere tahammül edemeyenler, O’nun cesedini ortadan kaldırarak davasını yok edeceklerini sanıp bir Şubat öğleninde pusu kurup onu Şehid ettiler, nice şehidleri Şubatta toprağa verdiğimiz gibi, Mele-i A’la’da Rabbinden hoşnut, Rabbi de ondan hoşnut bir şekilde rızıklanması için onun maddi cesedini aramızdan aldılar; ama davası ve onun davasını-misyonunu yüklenecek ve yüklenmeye devam eden varislerinin olduğunun idrakinde olmadan onu şehid ettiler.
Seyda gibi âlimlere ihtiyacımız her zamankinden daha çoktur, Seyda’nın varislerine düşen, Seyda gibi toplumla bütünleşerek İslamı toplum içinde yaşamak ve islamı bu mazlum milletin en asli unsuru haline getirmektir.
İlimle, amelle, vaqar, zühd, taqva ve sadece Allah rızasını kenidimize şiar edinmekle...
Seyda, şehadeta te piroz u mübarek be…
MUCTEBA KARADENİZ