Nesip Hiçyılmaz
“Onlar bir ümmetti, geldi geçti.
Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız ise sizedir.” (Bakara: 134)
“Hayat, geriye doğru anlaşılır; ama ileriye doğru yaşanır.” (Soren Kierkegaard)
Geçmişi olmayan gelecek yok.
Her geleceğin bir geçmişi var, ama her geçmişin geleceği olmaz.
Geçmişi, geçmiş sayamayız.
Geçmişin geçmeyen değerleri var.
Bugün, dünün rüyası, yarın/ın hatırasıdır.
An, geçmiş ile geleceğin zifaf yatağıdır.
Her eski eskiyip gitmiyor.
Eskinin eskimez değerleri var.
Eskimeyen eski değerleri yok sayarsak yok oluruz.
Geçmişi yineleyen, kendini yenileyemez.
Yanılgı ve yenilgi halinin içinde kalır.
Taklit çıkmazında bir çıkış yol bulamaz.
Geçmiş bizim için sığınabilecek bir sığınak olmadığı gibi, bugüne taşınan ruhsuz bir evrak da değildir.
Geçmişin bir ruhu var.
Geçmişi ne inkâr ne de tekrar edebiliriz.
İnkâr da, tekrar da bizi geleceksiz bırakır…
Biz; geçmiş nesillerin halefleri, gelecektekilerin ise selefleriyiz.
Dün ile yarına eşit mesafedeyiz.
Bugün, dünün yarınıdır; yarının dünü olacak.
Bugün dünün, yarın bugünün etki ve katkılarıyla şekillenir.
Dünün etkisini almayan, yarına katkıda bulunamaz.
Geleneği olmayan gelecek, geleceği olmayan gelenekten farksızdır.
Biri köksüz ağaç, öteki ağaçsız kök sevdasındadır.
Oysaki kökü olmayan ağaç veya ağacı olmayan kök her ikisi de aynı kapıya çıkıyor; meyvesizlik… Biz engin ağaçlar gibi kökleriyle geçmişe, gövdesiyle hâle, dalları ve meyveleriyle de geleceğe bağlıyız.
Kimsenin geçmişi, bizim geleceğimiz değil.
Bizim yenimiz kimsenin eskisi olmamalı.
Bizler dünün imarı, yarının mimarlarıyız.
Dün ve yarın ikilemi arasında sıkışıp kalamayız.
Hâl ile hemhâl olmak zorundayız.
Böyle bir usulle nefisleri ıslah, nesilleri ihya ederek toplumları yetiştirip, gelişebiliriz ancak.
Kendini yetiştirip, geliştirenler geçmişe anlam verir.
Geçmişe anlam veren geleceğe önem verir.
Geçmişe bakmayan geleceği göremez.
Sürekli geçmişe bakan da geçmişte kalır.
Eski ruhların, yeni bedenleri olanlar geleceğe etki ve katkıda bulunamazlar.
Geçmişe ne kadar sağlam bakarsak o kadar sağlıklı bir gelecek görürüz.
Yeterli ve tutarlı insanlar, geçmişin karanlığını dahi ışığa dönüştürebilirler.
Kökü olmayan toplumlar, köklü değişim ve gelişimleri gerçekleştiremezler.
Geçmişini yıkan geleceğini köreltir.
Geçmişten geçmek bir gelecek değildir.
Geçmişi olmayan toplumların geleceği de olmaz.
Geçmişi inkâr ve tekrar edenlerin kalıcı ve belirleyici duruşları olamaz.
İfrat ve tefrite girmeden düşünsel ve bilimsel perspektifleriyle hâli aydınlatanlar, geleceğe ışık saçar.
Sağlam ve sağlıklı bir düşünceyle mâzi bilinmezse hâl aydınlanmaz.
Hâl aydınlanmazsa istikbal karanlık olur.
Ânı, geçmişin olumlu ve onurlu yönüyle aydınlatmayanlar, geleceği anla karartırlar…
nesiphicyilmaz@fitrat.com